Veda Haccı

Peygamberimiz (s.a.s) Veda Haccını Nasıl Yaptı?

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.
Allah’a hamd, Allah’ın Rasûlü efendimize, ailesine ve arkadaşlarına salât ve selam olsun.

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem hicretin 10. yılında ve hayatında bir kez hac yapmıştır. Bu hacca müslümanlar arasında veda haccı denir. Veda haccı denmesinin sebebi ise son haccı olması veya ömrünün sonlarına denk gelmesidir.

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem veda haccı esnasında hac ibadetinin yapılış şeklinin kendisinden öğrenilmesini istemiş ve şöyle buyurmuştur.

Hac menasikini (Hac ile ilgili ibadetleri) benden öğreniniz. Benden gördüğünüz gibi hac yapınız.(Müslim, Hac, 310-312)

Hacı adaylarının bu sayfayı ve Hac Nasıl Yapılır sayfasını dikkatlice okuması, notlar alması oldukça faydalı olacaktır.

Mekke, Hz.Adem’den son peygamber Hz. Muhammed’e sallallahu aleyhi ve sellem kadar birçok peygamberin uğrayıp hac yaptığı bir yerdir. Kabe tamamlandıktan sonra Cebrail (a.s) tekrar hac ibadetinin nasıl yapılacağını Hz. İbrahim (a.s) ve oğluna amelî olarak öğretmişti. Ancak bu dini hükümler zamanla yine unutulmuş hac usûlü zamanla değişmiş ve yerini cahiliye döneminde yapılan yanlış hac uygulamaları almıştı.

Birazdan anlatacağımız veda haccını yaklaşık 120bin kişiyle beraber yapan Hz.Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem gerek kendi hareketleriyle ve gerekse farklı ihtiyaçları olan insanlara verdiği izinlerle/uyarılarla bizlere haccın sınırlarını göstermiş ve öğretmiştir. 120bin şahit bu uygulamayı kayda almış, bilgilerini birleştirmiş ve hac usûlünün bir daha unutulmaması adına cilt cilt eserler yayınlanmıştır.

10. yıla kadar insanlara hac dışındaki tüm ibadetleri bizzat fiilleriyle gösteren, nasıl Kur’an-ı Kerim üzere yaşanacağını öğreten Allah’ın elçisi sallallahu aleyhi ve sellem haccın müslümanlara farz kılınmasıyla birlikte hac hazırlıklarına başlamıştı. İnsanlara sürekli hacdan bahsetti, hutbe ve sohbetlerinde ihram ve hac ile ilgili bilgiler verdi.

Nihayet Zilkade ayında Medine’ki müslümanlara kendisiyle beraber haccetmek üzere hazırlanmalarını emretti.

Müslümanlar bu güzel haberi duyunca derhal hazırlıklara başladı, onunla beraber hac yapabilmek için civar memleketten gelenlerle birlikte Medine’de yaklaşık 100 bin kişi toplanmıştı.

Medine’den hareket

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem yola çıkmadan Medine’de yıkandı, tarandı ve ihramını giydi, ancak niyetini yapmadı. Burada sahabesine öğle namazını dört rekat olarak kıldırdı, hac ve ihram hakkında onlara kısa bilgiler verdi ve tüm hazırlıklar tamamlanınca bu kutlu yolculuk için Mekke’ye doğru yola çıktı.

Yola çıktıkları gün hicretin 10. yılı Zilkâde ayının 25’i Cumartesi günüdür.

Zulhuleyfe’deki Mikat mahalinde civar memleketlerden gelenlerin de kendilerine katılabilmeleri için mola verdi, ikindi namazını iki rekat seferi olarak kıldırdı ve geceyi de burada geçirdi.

Zulhuleyfe, Peygamber Mescidi’ne (Mescid-i Nebi) 10 km uzaklıkta bir vadidir. O zamanlar sadece birkaç tane ağaç bulunan vadide şimdi Zulhuleyfe veya Mikat Mescidi denilen büyük bir mescid bulunmaktadır. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Medineliler için burayı mikat yeri olarak tayin ettiğinden Medine’den gelen müslümanlar burada konaklamış, ihrama girmiş ve burada telbiyeye başlamıştır.

Ertesi sabah olunca Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem ihrama girmek için tekrar gusül abdesti aldı, güzel kokular sürdü, ihramını giydi ve sabah namazını kıldırdı.

Devesi Kasvâ ile yolculuk eden Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in yanında hacda kurban etmek üzere yüz kadar deve bulunuyordu. Oldukça eski ve değersiz bir örtü üzerinde hac yapan Allah’ın elçisi;

“Ey Allâh’ım! Bunu bana içinde riyâ ve gösteriş bulunmayan mebrûr ve makbûl bir hac kıl!”
İbn Mace, Menasik, 2890

diyerek niyet etti, ihrama girdi ve ashabı ile birlikte yol boyunca telbiye getirdi.

Câbir ve Ebu Said el-Hudri sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dediler;

“Biz Resûlullah ile birlikte hac için avazımız çıktığı kadar yüksek sesle telbiye getirerek (Mekke’ye) geldik.”Müslim, Hac, 1248

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem‘in hangi çeşit hacca niyet ettiği tam olarak kesin olmasada çoğunluk rivayetlere göre umre ve haccı birleştirdiği ve tek ihramla haccını tamamladığı için kıran haccı yaptığı tahmin edilmektedir.

Mekke’ye Varış

Peygamberimizin sallallahu aleyhi ve sellem Mekke’ye yolculuğu sekiz gün sürdü.

4 veya 5 Zilhicce günü sabah saatlerinde Mekke’ye varan Allah’ın elçisi sallallahu aleyhi ve sellem Kâbe’yi görünce ellerini kaldırarak:

Ey Allâh’ım! Bu Beytinin şerefini, azametini, keremini ve heybetini artır. Ona hac ve umre ile tâzîmde bulunanların da şereflerini, keremlerini, heybetlerini, tâzîmlerini ve iyiliklerini artır!İbn-i Sa’d, II, 173

diye duâ etti.

Tavaf

Ardından ridâsının bir tarafını sağ koltuğunun altından geçirip sağ omzunu ve kolunu açmış olarak (ıztıba) Hacer-i Esved’i istilâm etti (dokundu) ve tavafa başladı. Tavafın ilk üç turunu (şavt) hızlı ve çalımlı (remel), kalan dört turunu ise normal adımlarla yürüyerek tamamladı.

Abdullah b. Saib el-Mahzûmî anlattı;

Resûlullah (s.a.s), Yemanî ve Hacer-i Esved köşelerinin arasında şöyle derdi:
“Rabbena, âtina fi’d-dünya haseneten ve fi’l-ahireti haseneten ve kına azabe’n-nar.”
“Rabbimiz, bize hem dünyada iyilik/güzellik ver, hem de âhirette. Bizi ateşin azabından koru.”Vakıdî, II/438; Ahmet b.Hanbel, III/411; Hakim, II/304 (3098)

Bundan sonra Makâm-ı İbrâhîm’i kendisiyle Kâbe arasına alarak yani Makâm-ı İbrâhîm’in arkasında iki rekât namaz kıldı. Bu namazda Kul yâ eyyühel kafirûn ve İhlas surelerini okudu. Müslim, Hac, 1218

Peygamberimiz (s.a.s) Hz. Ömer’e

“Ey Ömer! Sen güçlü-kuvvetli bir adamsın. Hacer-i Esved’e erişmek için insanları sıkıştırarak zayıflara eziyet etme! Ne rahatsız ol ne de rahatsız et. Tenhâ bulursan Hacer-i Esved’i istilâm et ve öp, aksi takdirde uzaktan «el sürüp öpme» işâreti yap, kelime-i tevhîd okuyarak ve tekbîr getirerek geç!” buyurdu. (Heysemî, III, 24d, I, 28)

Sa’y

Sonra dönüp Hacerülesved’i tekrar selamlayan (istilam) ve Sa’y yapmak üzere Safa tepesine çıkan Allah’ın elçisi (s.a.s) Kabe’ye dönerek tehlil ve tekbir getirdi sonra üç veya yedi defâ;

Bir olan Allâh’tan başka hiçbir ilâh yoktur. O’nun eşi ve ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. Diriltir, öldürür. O her şeye kâdirdir. Allâh’tan başka hiçbir ilâh yoktur. Allâh vaadini yerine getirdi; kuluna yardım etti, düşmanlık için toplanmış olan bütün orduları yalnız başına bozguna uğrattı.”İbn-i Mâce, Menâsik, 84 buyurdu.

Safa’dan Merve tepesine doğru yürüyen Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem tepeden vadiye indiğinde yani yaklaşık yolun ortaya yakın bir yerinde adımlarını hızlandırdı (hervele),  biraz sonra normal yürüyüşüne döndü.

Bu şekilde Merve tepesine ulaşan Allah’ın elçisi sallallahu aleyhi ve sellem Beytullah’ı görünceye kadar Merve tepesine çıktı. Merve tepesinden geri gelirken de aynı yerde hızlanan ve sonra yavaşlayan Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem yedi defâ (şavt) gidip gelerek sa’yını Merve tepesinde tamamladı.

Umresini tamamlayan Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Zilhiccenin sekizinci gününe (terviye günü) kadar Mekke dışındaki Ebtah (Bathâ veya Muhassab’da denir) denilen yerde ashabıyla beraber konakladı. Mekke’de kaldığı bu dört gün boyunca gelen tekliflere rağmen hiçbir evde kalmayan Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem daha sıkıntılı da olsa Ebtah’daki çadırında kaldı. Sebebi belki de Peygamberimizin Allah için artık Mekke’den hicret etmiş olmasıydı. O ayrıca muhacirlere hac veya umre ibadetini tamamladıktan sonra Mekke’de en fazla üç gün kalmalarını emrederdi.

Terviye gününden bir gün önce (7 Zilhicce 10) Mekke’de hutbe veren Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dedi;

Sizden kim (yarın) öğle namazını Mina’da kılabilirse bunu yapsın (oraya gitsin). Vakıdî, II/440; İbn Hazm, Ebu Muhammed Ali b. Ahmed; el-Muhalla, Daru’l-âfâk’l-cedide, Beyrut- Ts., VII/272

Terviyeden bir gün öncesine kurbanlıkları süslenmekle ve hazırlanmakla meşgul olunduğu için Zinet günü denmektedir.

Mina (Terviye Günü)

Resûlullâh, 8 Zilhicce Terviye günü sabah namazını Ebtah’da kıldıktan sonra Mina’ya doğru hareket etti. Burada kendisine ayrıca gölgelik kurulmasına izin vermeyen Allah elçisi öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarını orada cemâatla edâ etti ve geceyi Mina’da geçirdi.

9 Zilhicce Arefe günü (Cuma) sabah namazını da Mina’da eda ettikten sonra güneş doğunca Arafat’a doğru yola çıktı.

// Ashab-ı kiramın getirdiği telbiye ve tekbirlerle âdeta yer gök çınlıyordu.

Cahiliye döneminde Kureyşliler Arafat’ta vakfe yapmazlardı bu sebepten Peygamberimizin de sallallahu aleyhi ve sellem cem mekanı denilen Müzdelife’den öteye geçmeyeceğini ve burada vakfe yapacağını zannediyorlardı. Halbuki Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Müzdelife’deki Kuzah dağı yakınındaki Meş’ari’l Haram’da durmamış doğruca Arafat’taki şimdi Nemire Mescidinin olduğu bölgeye gelmiş ve kendisi için kurulan çadıra girerek burada bir süre konaklamıştır.

Arafat (Arefe günü)

Allah’ın elçisi sallallahu aleyhi ve sellem, güneş öğlen (zeval) vaktini geçince devesi Kasva’ya binerek Arafat vadisine geldi ve ashabına meşhur Vedâ hutbesini irat etti.

Hz. Peygamber (sas) Allah’a hamd ve senâdan sonra şöyle buyurdu:

Ey insanlar! Bilmiyorum, belki de bugünden sonra burada sizinle bir daha buluşamayacağım. Allah’ın rahmeti bugün sözümü işitip onu iyice kavrayanların üzerine olsun!

Benim bu sözlerimi burada bulunanlar bulunmayanlara bildirsin. Olabilir ki bildirilen kimse burada bulunandan daha iyi anlar ve itaat eder.

Ey insanlar! Biliniz ki Rabbiniz birdir, atanız da birdir. Bütün insanlar Âdem’den gelmiş, Âdem de topraktan yaratılmıştır. Arap’ın Arap olmayana, Arap olmayanın Arap’a, beyazın siyaha, siyahın da beyaza hiçbir üstünlüğü yoktur. Allah katında üstünlük ancak takvâ iledir. Biliniz ki bu şehriniz Mekke, bugününüz arefe ve bu ayınız zilhicce nasıl mukaddes ve dokunulmaz ise mallarınız ve canlarınız da aynı şekilde dokunulmazdır. Câhiliye devrindeki her türlü ribâ kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Fakat ana paranız sizindir. Ne haksızlık edin ne de haksızlığa uğrayın. Kaldırdığım ilk faiz amcam Abbas b. Abdülmuttalib’in faizidir. Câhiliye devrinin kan davaları da kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası akrabalarımdan Rebîa b. Hâris b. Abdülmuttalib’in oğlu Âmir’in kan davasıdır.

Ey insanlar! Kadınların haklarına riayet etmenizi ve bu hususta Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları Allah’ın emaneti olarak aldınız. Onların namus ve iffetini Allah adına söz vererek helâl edindiniz. Dikkat edin! Sizin kadınlar üzerinde hakkınız olduğu gibi onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin onlar üzerindeki hakkınız iffet ve namuslarını korumalarıdır. Kadınların sizin üzerinizdeki hakları geleneklere uygun biçimde yiyecek ve giyeceklerini sağlamanızdır. Kadınlar hususunda Allah’tan korkun ve onlara en iyi şekilde davranın.

Ashabım! Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden saltanat ve nüfuz kurma ümidini ebediyen kaybetmiştir. Fakat size yasakladığım şeyler dışında küçük gördüğünüz şeylerde şeytana uyarsanız bu da onu sevindirir ve cesaret verir. Sözümü iyi dinleyin ve belleyin. Müslüman müslümanın kardeşidir. Bir müslümanın malı rızası olmadan diğer bir müslümana helâl olmaz. Sakın zulmetmeyin. Herkes ancak kendi işlediği suçtan sorumludur. Baba oğlunun, oğul da babasının suçundan sorumlu tutulamaz. Allah her vârisin mirastan payını tayin etmiştir. Artık bir vârisin diğer mirasçıları mahrum edecek şekilde vasiyette bulunulması helâl değildir. Çocuklar babalarından başkasına nisbet edilemez. Ödünç alınan şeyler sahibine geri verilmelidir. Yararlanılmak üzere alınan şeyler de sahiplerine iade edilmelidir. Borçlar ödenmelidir. Birinin borcunu üstlenen kefil de o borcu ödemelidir. Kimin yanında bir emanet varsa onu sahibine iade etsin. Rabbiniz olan Allah’tan sakının, O’na kulluk edin. Beş vakit namazınızı kılın. Ramazan ayında oruç tutun, hac ibadetini yerine getirin, mallarınızın zekâtını gönül hoşluğuyla verin. Yöneticilerinize Allah’ın kitabına uydukları sürece itaat edin ve böylece Rabbinizin cennetine girin. Benden sonra küfre ve sapkınlığa düşüp birbirinizin boynunu vurmayın. Benden sonra hiçbir peygamber gelmeyecektir. Ey müminler! Size iki emanet bırakıyorum. Onlara sımsıkı sarıldığınız takdirde bir daha asla yolunuzu şaşırmazsınız. Bunlar Allah’ın kitabı Kur’an’la peygamberinin sünnetidir (veya Ehl-i beyti).

Daha sonra Resûlullah (sas), “Ey insanlar! Yarın beni sizden soracaklar. O zaman ne diyeceksiniz?” deyince ashap, “Allah’ın risâletini tebliğ ettin, görevini yaptın, bize nasihatte bulundun diye şahitlik ederiz” dediler. Bunun üzerine Resûlullah (sas) şehâdet parmağını semaya doğru kaldırdı, sonra da insanlara doğru çevirip indirerek, “Şahit ol yâ rab, şahit ol yâ rab, şahit ol yâ rab!” dedi

(, VII, 307, 330, 376; Buhârî, “Ḥac”, 132, “Meġāzî”, 78; Müslim, “Ḥac”, 147; Ebû Dâvûd, “Menâsik”, 56, 61; Tirmizî, “Tefsîrü’l-Ḳurʾân”, 10; İbn Mâce, “Menâsik”, 76, 84; Vâkıdî, III, 1103, 1110-1111; İbn Hişâm, IV, 259-261; İbn Sa‘d, II, 183-186; Câhiz, II, 31-33; Taberî, III, 150-152; ayrıca bk. Gökalp, s. 35-96).

Bakınız: İslam Ansiklopedisi – Veda Hutbesi

Daha sonra Bilal ezanı okudu, kamet getirildi ve Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem öğle namazını kıldırdı, ardından tekrar kamet getirildi ve Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem bu sefer ikindi namazını kıldırdı. Namazlar birlikte (cem‘-i takdîm) kılındı, aralarında başka bir namaz kılınmadı.

Daha sonra devesi Kasva’ya binen Allah’ın elçisi sallallahu aleyhi ve sellem Cebel-i Rahme tepesi eteklerindeki kayalıkların yanına yaklaştı, kıbleye döndü ve Arafat vakfesini yaptı, dua ile meşgul oldu.

Arafat’ta iken tebliğ görevinin tamamlandığını bildiren şu âyet nâzil oldu:

…Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim…Diyanet İşleri Başkanlığı Kur’an-ı Kerim Türkçe Meali – Mâide Suresi, 3.ayet

Arafat’da devesinin üzerinde yaklaşık 120 bin hacıya veda hutbesini irâd eden Allah’ın elçisi sallallahu aleyhi ve sellem güneş batınca Müzdelife’ye doğru yola çıktı.

Abdullah b. Amr b. As bildirdi;

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle derdi:
İzzet ve Celal sahibi Allah, Arefe (günü) akşama doğru meleklerine Arafat’ta bulunanlarla iftihar eder ve şöyle der:
Kullarıma bakın! Saçları dağınık, üstleri ve başları tozlu bir şekilde (fedakârca) bana geliyorlarAhmed b. Hanbel, II/224

Müzdelife

Yatsı vaktinde Müzdelife’ye varan ve akşam ve yatsı namazlarını bir ezan ve iki kametle birlikte (cem‘i te’hîr) kıldıran Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem daha sonra sabah namazına kadar burada istirahat etti, sabah namazını Müzdelife’de kıldırdı ve güneş doğmadan önce buradan Akabe cemresine doğru hareket etti.

Müzdelife’den hareket eden Resûl-i Ekrem önce Meş‘ar-i Harâm’a ulaştı. Burada kıbleye döndü, tekbir, tehlil ve tevhid ile Allah’a tazimde bulundu ve ortalık iyice aydınlanıncaya kadar Müzdelife vakfesini irat etti ve güneş doğmadan yola çıktı. Ebrehe ordusunun helâk edildiği Muhassir vadisinden hızlıca geçti. Sonra durdu ve insanlara cemrelere atmak üzere ufak taşlar toplamalarını emretti.

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Müzdelife’de sabah namazı vaktine kadar kalmış olmasına rağmen bazı ihtiyaç sahiplerinin gece Müzdelife’den çıkmalarına izin vermiştir.
İbn Abbas (ra) anlattı:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Müzdelife gecesi beni ehlinden ağır/zor (yürüyen) ve zayıf olanlar ile birlikte (Mina’ya) gönderdi. Sabah namazını Mina’da kıldık, (Akabe) cemresini taşladık.Ahmed b. Hanbel, I/272; Taberani, Kebir, XI/200(11489)

Şeytan Taşlama

Şeytan taşlama mevkine (Cemarat) gelince vadinin ortasından büyük şeytana (Akabe cemresi) yedi tane taşı her seferinde tekbir getirerek teker teker attı ve daha sonra Mina’ya döndü.

Peygamberimiz ihrama girdikten sonra fırsat buldukça telbiye getirmeye devam etmişti, bayramın birinci günü büyük şeytanı taşladıktan sonra telbiyeyi bıraktı ve bir daha telbiye getirmedi.

İbn Abbas’dan (r.a):

Filan (genç) Arefe günü Resûlullah’ın sallallahu aleyhi ve sellem terkisindeydi (eyerin arka bölümü). O genç buradan kadınları izlemeye ve onlara bakmaya başladı. Resûlullah’da sallallahu aleyhi ve sellem ardından defalarca onun yüzünü başka tarafa çeviriyordu. Resûlullah şöyle dedi:
Ey kardeşimin oğlu! Bugün öyle bir gündür ki kim kulağına, gözüne ve diline sahip olursa affedilir. Ahmed b. Hanbel, I/329

Mina (Bayram Günleri)

Şeytan taşlamadan sonra Mina’ya dönen Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem burada insanlara bir konuşma yaptı, onları çadırlarına yerleştirdi ve kurban kesilen yere yöneldi. Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem kurban olarak hazırladığı 100 devenin 63 tanesini hayatının her yılı için bir tane olmak üzere kendisi, kalanları ise Hz. Ali kesti. Her kurban etinden bir parçayı pişirilecek kazanlara konulmasını emretti. Daha sonra Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ve Hz. Ali (r.a) onun etinden yedi ve çorbasından içti, kalanlarını ise müslümanlara dağıttırdı.

Kurban kesme işi tamamlanınca başını kazıttı ve ihramdan çıktı.

İbn Abbas’tan (r.a);

Resûlullah’a sallallahu aleyhi ve sellem: “Ey Allah’ın Resûlü’ Saçlarını kazıtanlara niçin üç kere dua ettin de kısaltanlara bir kere dua ettin?” denilince şöyle dedi:
Onlar verilen emri yerine getirmede teredddüt etmediler.İbn Mace, Menasik 71 (3045)

Hz. Ali’den (r.a);

Resûlullah bir kadının saçını kazıtmasını yasakladı.Tirmizî, Hac, 75 (914)

İhramdan çıktıktan sonra elbisesini giyen ve güzel kokular süren Peygamberimiz farz tavafı (ifaza) ve sa’yı yapmak üzere Mekke’ye gitti. Öğle vaktinden önce Kabe’ye vardı ve tavaf etti. Tavafını tamamladıktan sonra Hacer-i Esved’i selamladı (istilam), zemzem içti ve sa’y yaptı.

Öğlen namazını burada kıldırdıktan sonra Mina’ya geri döndü ve bayram günlerini Mina’da geçirdi.

Bayramın Diğer Günleri

Bayramın 2. günü Mina’da bir hutbe irat etti. Burada “Haccınızı benden öğrenin. Zira bilmiyorum, belki de bu haccımdan sonra bir daha haccedemem” diyerek âdeta onlarla vedalaştı.

Peygamberimiz (s.a.s) Mina’da kaldığı günlerde geceleri Kabe’yi ziyaret etti ve sabah namazından önce Mina’ya geri döndü.

Hz. Âişe’den (r.ha):

Resûlullah (s.a.s) öğleyi kıldığında günün sonuna doğru ifaza tavafı yaptı, sonra Mina’ya döndü. Teşrik (bayram) gönleri Mina^da kaldı. Güneş zevalden batıya geçtiğinde cemreyi taşlardı; Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem her cemrenin yanında tekbin getirerek ona yedi küçük taş atardı. İlk cemrenin yanında durdu, ikinci cemrenin yanında daha fazla durdu ve dua etti. Üçüncü cemrenin yanında ise taş attı ve durmadı (gitti).Ahmed b. Hanbel, VI/90

Bayramın dördüncü günü şeytan taşlamadan sonra Muhassab (Ebtah veya Bahta’da denir) mevkiine gelince buraya yerleşti. Öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarını kıldırdı ve bir müddet dinlendi.

Gece olunca Mekke’ye gitti, vedâ tavafını yaptı

ve ardından sahabelere hareket edileceğini duyurdu.

Medine’ye Dönüş

Zilhicce’nin 14. günü yola çıktı ve 29. günü Medine’ye ulaştı. Mekke’ye gelirken ki güzergahtan geri döndü fakat adeti olduğu üzere şehre gece girmezdi.

Cabir’den (r.a):

Resûlullah (s.a.s) bir adamın (seferden dönüşünde) evdekileri korkutması ya da onların kötü durumuna şahit olması (tehlikesinden dolayı) gece aniden/habersiz evine gitmesini yasakladı.Ahmed b. Hanbel, III/302; Müslim, İmare, 184 (715)

Bu sebeple geceyi Zülhuleyfe’de geçirdi. Sabahleyin Muarris yolundan Medine’ye tekbir getirerek, hamd ve senâ ile dualar ederek girdi.

Daha sonra devesini mescidinin önünde ıhtırdı, önce mescide girip iki rekat namaz kıldı, ardından evine geçti.

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Vedâ haccıyla tebliğ görevini yerine getirmiş, 120bin civarındaki ashabı da buna şahitlik etmiştir.

Resûl-i Ekrem üç ay kadar sonra da dünyaya veda etmiştir.

Salât ve selam ona, ailesine ve arkadaşlarına olsun.