İslam

Yüce Yaratıcı tarafından gönderilen ilahi dinin adıdır. En son olarak 7.yüzyılda peygamber Hz. Muhammed (sas) tarafından bildirilmiş ve artık başka bir din gönderilmeyeceği belirtilmiştir.

Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.(Zariyat Suresi – 56. Ayet)

Din, insanın yaratılış amacına uygun bir hayat sürebilmesi için gerekli kurallardır. Din aynı zamanda sadece insanların kendi arasında değil insanlarla Allah arasında bir mutabakatı da ifade eder.

Kelimenin Sözlük ve Terim Anlamı Nedir?
İslam kelimesinin sözlükteki açıklaması “bağlanmak, itaat etmek, teslim olmak, esenlik ve barış içinde olmak”tır.

Kelimenin terim anlamı için pek çok tarif yapılmış, örneğin Mâtürîdî “kişinin kendini bütünüyle Allah’a teslim etmesi, sadece ve tamamıyla O’na kulluk edip ortak koşmaması” (Kitâbü’t-Tevĥîd, s. 394; krş. Nesefî, II, 817) şeklinde tarif etmiş, Râgıb el-İsfahânî ise İslâm’a, “kalpteki inancı dille ifade edip fiillerle gereğini yerine getirmek suretiyle Allah’a takdir ve hükmettiği her hususta boyun eğip teslimiyet göstermek” (et-Ta’rîfât, İslâm md) diye bir tanım getirmiştir.

İslam dinine uyan kişiye İngilizce ve Arapça’da müslim, Farsça’da müselmân, Türkçe’de müslüman denir.

İslam ne anlatır?
Bütün ilahi dinler Allah’ın birliği esasına dayalı olduğu için Allah dışında ibadet edilen her şeyin batıl olduğuna inanmak ve davranışlarına bu inanca uygun biçimde yön vermek son derece önemlidir.

İslam’a uyanlar, eşi ve benzeri olmayan, doğurmamış ve doğmamış, varlığı ezeli ve ebedi olan ve her şeye gücü yeten Yüce Yaratıcıya yani Allah ‘a inanırlar, O’nun kâinatta hakim tek kudret olduğunu kabul ederler, varlıklarını severek ve isteyerek O’na teslim ederler, bunu hem kalp hem dil hem de davranışlarıyla ifade ederler.

Diğer ilahi dinlerle aynı olması
İlk peygamber Hz.Adem’den son peygamber Hz.Muhammed’e kadar gelen tüm ilahi mesajlar, metinler ve kutsal kitaplar temelde birleşir. Sadece günlük hayatın gösterdiği gelişmeler istikametinde her dinin kendine ait özellikleri ve mensubu olan ümmete özgü farklı hükümleri vardır.

Peygamberler ilk insandan itibaren Yüce Allah ‘ın dinini insanlara tebliğ etmiş, nitekim Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de artık dini kemale erdirdiğini buyurmuştur

“…Bugün kâfirler dininizden (onu yok etmekten) ümitlerini kestiler. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’ı seçtim…”(Mâide Suresi – 3. Ayet)

Kur’an-ı Kerim’de, İncil’in kendinden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı (Mâide Suresi – 46. Ayet), Kur’an-ı Kerim’in ise kendinden önceki diğer kitapları doğrulayıcı olarak (Bakara Suresi – 97. Ayet) gönderildiği belirtilmiştir. Elbette ki tüm ilahi dinler tek bir kaynaktan çıkmıştır dolayısıyla birbirini doğrulayıcı ve onaylayıcı niteliktedir.

Yine Hz. İsâ’nın “Allah yolunda yardımcılarım kim?” sorusuna havârilerinin “Biziz Allah yolunun yardımcıları. Allah’a iman ettik. Şahit ol, biz müslümanlarız” (Al-i İmran Suresi- 52. Ayet) diye cevap vermesi önceki ümmetlerinde İslam üzere olduğunu göstermektedir.

Nitekim Hac Suresi 78. Ayette bütün ilâhî dinlerin temelde bir oldukları, ortak adlarının İslâm olduğu vurgulanmaktadır. “Allah uğrunda hakkıyla cihad edin. O, sizi seçti ve dinde üzerinize hiçbir güçlük yüklemedi. Babanız İbrahim’in dinine uyun. Allah, sizi hem daha önce, hem de bu Kur’an’da müslüman diye isimlendirdi ki, Peygamber size şahit (ve örnek) olsun, siz de insanlara şahit (ve örnek) olasınız. Artık namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin ve Allah’a sarılın. O, sizin sahibinizdir. O, ne güzel sahip, ne güzel yardımcıdır!” (Hac Suresi – 78. Ayet)

Bundan önce gönderilen ilahi kitaplarda bu ayetteki gibi o kitaba tâbi olacaklar için bir din adı konmadığı, Yahudilik ve Hıristiyanlık gibi isimlerin sonradan ortaya çıktığı dikkate alınırsa Kur’an da geçen “Şüphesiz Allah katında din İslâm’dır…” ifadesi daha iyi anlaşılır.

Şüphesiz Allah katında din İslâm’dır. Kitap verilmiş olanlar, kendilerine ilim geldikten sonra sırf, aralarındaki ihtiras ve aşırılık yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah’ın âyetlerini inkâr ederse, bilsin ki Allah hesabı çok çabuk görendir(Al-i İmran Suresi- 19. Ayet)