Namaz Nasıl Kılınır ?

Namazın farzlarına, Kur’ânda işaret edilmiş, bunların nasıl uygulanacağı ise Peygamberimiz (s.a.s.) tarafından öğretilmiştir. O, şöyle buyurmuştur:

“Benim namazı nasıl kıldığımı görüyorsanız siz de öyle namaz kılın.” (Buhârî, Ezan, 18)

Namazlar; kılınışı itibariyle iki, üç ve dört rekatlı olarak üç kısma ayrılır.

Cemaatle namazın nasıl kılınması gerektiği konusundaki bilgilerimizi hatırlamak için lütfen bu sayfayı ziyaret ediniz.

İki Rekâtlı Namazlar

Sabah namazının farzı ve sünneti, öğle ve yatsı namazlarının son sünneti akşam namazının sünneti iki rekâtlıdır. Bu namazlarda sadece niyetler değişir. Diğer hususları tamamen aynıdır.

Örnek olarak sabah namazının sünnetinin kılınışını şöyle anlatabiliriz:

Abdestli olarak kıbleye dönülür. İki ayak arası dört parmak genişliği kadar açılır.

“Niyet ettim Allah nzası için sabah namazının sünnetini kılmaya” diye niyet edilir. “Allâhü ekber”, diye tekbir alınır ve eller kulaklar hizasına kadar kaldırılır. Tekbirde ellerin içi kıbleye gelecek şekilde çevrilir.

Eller, sağ el sol elin üstünde olacak şekilde göbeğin alt kısmında baglanır.

Sessizce Sübhâneke duası okunur. Sonra eûzü-besmele çekilir, Fatiha sûresi okunur ve sonunda âmin denir. Sonra Kur’ân’dan bir sûre veya en az üç kısa ayet (zamm-ı sûre) okunur.

“Allâhü Ekber” diyerek rükû yapılır. Rükûda eller ile dizler tutulur, kollar ve bacaklar dik; bel ve sırt düz bir konuma getirilir. Rükûda üç defa “Sübhâne Rabbiye’l-‘azim” diye tesbih okunur. Sonra “Semi’allâhü limen hamideh” diyerek rükûdan kalkılır ve en az “sübhânellâhi’l-azîm” diyecek kadar dimdik durulur. Ayakta iken “Rabbenâ ve leke’l- hamd” denir.

“Allâhü Ekber” diyerek secdeye varılır. Secde; önce dizler, sonra eller, sonra burun ve en son alın yere konularak gerçekleştirilir. Secdede iken üç defa “Sübhane Rabbiye’l-a’lâ” diye tesbih getirilir. Sonra “Allâhü ekber” diyerek secdeden kalkılır, iki secde arasında sübhânellahi’l- azîm diyecek kadar durulur. Sonra Allâhü ekber diyerek ikinci secdeye gidilir. İkinci secdede de üç defa “Sübhâne Rabbiye’l-a’lâ” diye tesbih getirilir. Secdede iken dizler, eller ve ayak parmakları kıbleye yönelik olarak tutulur. Eller, başın iki tarafında yüze yakın olarak yere konur ve parmaklar kapatılır, dirsekler yanlardan biraz uzaklaştırılır ve yerden birazcık yukarıda tutulur. Ayak parmakları kıbleye gelecek şekilde bükülür ve topuklar birleştirilir.

İkinci secdeden sonra “Allâhü Ekber” diyerek ayağa kalkılır. Böylece bir rekat tamamlanmış olur. Ayakta besmele çekilerek Fatiha sûresi okunur ve sonunda âmin denir. Sonra zamm-ı sûre okunur. Birinci rekâtta olduğu gibi rükû ve iki secde yapılır. İkinci secdeden sonra oturulur. Oturuşta sol ayak yatırılıp üzerine oturulur, sağ ayağın parmakları kıbleye gelecek şekilde dikilir. Eller dizlerin üzerine konur. Tahiyyât, Salli, Bârik, Rabbenâ âtinâ ve Rabbena’ğfirlî duaları okunur. “Es-selâmü ‘aleyküm ve rahmetüllâh” diyerek baş önce sağa, sonra yine “es-selâmü ‘aleyküm ve rahmetüllâh” diyerek sola çevrilerek selam verilir ve “Allâhğmme enttesselam” duası okunur.

Böylece iki rekâtlı namaz tamamlanmış olur.

İki rekatli nafile namazların tamamı bu şekilde kılınır.

Farz namazlardan önce kamet getirilir.

Bu uygulama erkekler ile ilgilidir. Hanımlar erkeklerden farklı olarak;

  • İftitah tekbiri alırken elleri omuz hizasını geçmeyecek şekilde ve el ayaları kıbleye dönük olarak kaldırırlar ve sağ el sol elin üzerine gelecek şekilde göğüs üzerinde birleştirirler.
  • Rükûda erkeklere oranla biraz daha az eğilirler.
  • Secdede, kollarını yanlarına bitiştirirler.
  • Tahiyyâtta oturuşta sol ayakları üzerine oturup sağ ayaklarını sağ tarafa gelecek şekilde yatık olarak çıkarırlar.
  • Kamet getirmezler.

Diğer hususlar erkekler ile tamamen aynıdır.

Üç Rekâtlı Namazlar

Akşam namazının farzı ile vitir namazı üç rekâtlı namazlardır.

1. Akşam Namazı

Kamet getirildikten sonra, “Niyet ettim Allah rızası için akşam namazının farzını kılmaya” diye niyet edilir ve namaza başlanır.

Akşam namazının ilk iki rekâtı, tıpkı iki rekatlı namazlar gibi kılınır. İkinci rekatın sonundaki oturuşta “Tahiyyât” duası okunduktan sonra “Allâhü ekber” denilerek üçüncü rekâta kalkılır. Besmele çekilir, “Fatiha” sûresi okunur ve sonunda âmin denir. Sonra “zamm-ı sûre” okumadan rükû ve secdeler yapılır, oturulur. “Tahiyyât”, “Salli” “Bârik”, “Rabbenâ âtinâ” ve “Rabbena’ğfirlî” duaları okunur. Sağa ve sola selam verilir. Selamdan sonra isteyenler “istiğfar” duasını okur. Sonra “Allâhümme entesselâmü” duasını okur. Böylece akşam namazı kılınmış olur.

2. Vitir Namazı

Kamet getirilmeksizin “Niyet ettim Allah rızası için vitir namazını kılmağa” denilerek namaza durulur. Tıpkı sabah namazının sünneti gibi iki rekât kılınır, ikinci rekatın sonunda oturulur. “Tahiyyât” duası okunur ve üçüncü rekâta kalkılır. Besmele çekilir. “Fatiha” ve “zamm-ı sûre” okunur. Allâhü Ekber denilerek eller kulakların hizasına kadar kaldırılır ve göbeğin alt kısmında bağlanır. Buna kunut tekbiri denir. Kunut tekbirinden sonra “Kunut” duaları okunur. Rükû ve secdeler yapılarak oturulur. “Tahiyyât”, “Salli”, “Bârik”, “Rabbena Âtinâ” ve “Rabbena’ğfirlî” duaları okunur. Sağa ve sola selam verilerek namazdan çıkılır. “Allâhümme entesselâmü” duası okunur. Böylece vitir namazı kılınmış olur.

Dört Rekâtlı Namazlar

Öğle, ikindi ve yatsı namazlarının farzları ve ilk sünnetleri; Cuma namazının ilk ve son sünnetleri dört rekatlı namazlardır.

Örnek olarak öğle namazının sünnetinin kılınışı anlatılacak ve farklı kılınışlara işaret edilecektir.

Abdestli olarak kıbleye dönülür, “Niyet ettim Allah rızası için öğle namazının ilk sünnetini kılmağa” diye niyet edilir. Birinci ve ikinci rekatlar tıpkı sabah namazının sünneti gibi kılınır. İkinci rekâtın sonunda oturulur ve “Tahiyyât” duası okunur. “Salli” ve “Bârik” duaları okunmadan üçüncü rekata kalkılır. Besmele çekilir, yine “Fatiha” ve “zamm-ı sûre” okunur. Rükû ve iki secde yapılıp oturulur. “Tahiyyât”, “Salli”, “Bârik”, “Rabbena Âtinâ” ve “Rabbena’ğfirlî” duaları okunur. Önce sağa, sonra sola selam verilir. Sonra “Selam” duası okunur.

Dört rekatlı farz namazlar da aynne böyle kılınır. Farklı olarak farza diye niyet edilir, üçüncü ve dördüncü rekatlarda sadece Fatiha sûresi okunur, zamm-ı sûre okunmaz. Ayrıca erkekler kamet getirirler.

İkindi ve yatsı namazlarının dört rekâtlı sünnetleri gayr-i müekked sünnetlerdir. Bu namazlarda, diğer dört rekatlı sünnetlerden farklı olarak birinci oturuşta “Tahiyyât” duasından sonra “Salli” ve “Bârik” duaları da okunur, sonra üçüncü rekata kalkılır. Üçüncü rekatta yine diğerlerinden farklı olarak önce “Sübhâneke” duası okunur, sonra eûzü-besmele çekilir. Diğer hususlarda farklılık yoktur. Ayrıca bu namazlar iki rekat kılınabileceği gibi ikişer ikişer de kılınabilir. Bu takdirde iki rekat kılıp selam verdikten sonra tekrar iki rekât kılınır.

Cuma Namazı

Cuma namazı dört rekât ilk sünnet, iki rekât farz ve dört rekât son sünnet olmak üzere on rekâttır. Cuma günü camide öğle namazı vaktinde cemaatle kılınır.

Önce ilk sünnet tıpkı öğle namazının ilk sünneti gibi kılınır. Sünnetin ardından imam-hatip minbere çıkarak oturur. Müezzin, iç ezanı okur. Ezandan sonra imam-hatip kalkarak iki kısımdan oluşan hutbeyi okur. Hutbede cemaati dini konularda bilgilendirici ve yönlendirici konuşma yapar. Hutbe okunduktan sonra imam-hatip minberden inerek cemaatin önüne geçer ve cemaate iki rekat Cuma namazı kıldırır.

İmam-hatip. Cuma namazının farzına ve cemaate imam olmaya, cemaat de Cuma namazına niyet eder. Tıpkı cemaatle kılınan sabah namazı gibi iki rekat Cumanın farzı kılınır.

Cuma namazında imam-hatip. Fatiha ve zamm-ı sûreyi sesli olarak okur.

Cuma namazının farzı kılındıktan sonra, cumanın son sünneti kılınır. Bu sünnet, öğlenin ilk sünneti gibi kılınır. Böylece Cuma namazı tamamlanmış olur.

Bayram Namazları

Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı namazları ikişer rekattır ve kılınışları aynıdır.

Bayram namazlan cemaatle kılınır. Namaz vakti girince, ezan ve kamet getirilmeksizin imam-hatip. Ramazan veya Kurban bayramı namazına niyet eder. Cemaat de aynı şekilde bayram namazını kılmak üzere mevcut imam-hatibe uymaya niyet eder.

İmam, “Allâhü ekber” diyerek tekbir alır ve ellerini bağlar. Cemaat de aynı şekilde tekbir getirip ellerini bağlar. İmam ve cemaat içlerinden “Sübhâneke” duasını okur. Sonra İmam ve cemaat, “Allâhü ekber” diyerek tekbir alır, eller kulaklar hizasına kadar kaldırılıp yana bırakılır. Sonra aynı şekilde “Allâhü ekber” diyerek bir tekbir daha alınır ve eller yine yana bırakılır, üçüncü kere “Allâhü ekber” diyerek tekbir alınır ve bu sefer eller bağlanır. Tekbirler arasında üç defa “sübhanellâhi’l-azîm” diyecek kadar beklenir. Bundan sonra cemaat susup bekler. İmam, gizlice eûzü-besmele çeker, Fatiha ve zamm-ı sûreyi sesli olarak okur, sonra rükû ve secdeler yapılır ve ikinci rekâta kalkılır.

İkinci rekâtta imam, gizlice besmele çeker, “Fatiha” ve “zamm-ı sûre’’yi yine sesli olarak okur. Ardından imam ve cemaat, “Allâhü ekber” diyerek tekbir alır, eller kulaklar hizasına kadar kaldırılıp yana bırakılır. Peşinden aynı şekilde “Allâhü ekber” diyerek bir tekbir daha getirilip eller yine yana bırakılır. Sonra ayni şekilde üçüncü bir tekbir daha alınır ve eller yine yana salınır. İlk rekatta olduğu gibi ikinci rekatta da tekbiler arasında iç defa “Sübhâne Rabbiye’l-‘azim” diyecek kadar beklenir. Üçüncü tekbirin akabinde “Allâhü ekber” diyerek rükûa varılır. Tıpkı birinci rekâtta olduğu gibi rükû ve secdeler tamamlanır. İkinci secdeden sonra oturulur. “Tahiyyât”, “Salli”, “Bârik”, “Rabbena Âtinâ” ve “Rabbena’ğfirlî” duaları okunur. Sağa ve sola selam verilecek namazdan çıkılır.

Buna göre bayram namazlarının her iki rekâtında, diğer namazlara göre fazladan üçer tekbir getirilmiş olur ki bunlara “zevâid tekbirleri” denir. Bu tekbirleri getirmek vaciptir.

Şafiî mezhebine göre her iki rekâtta da Fatiha sûresinden önce olmak üzere, birinci rekâtta yedi, ikinci rekâtta beş tekbir alınır.

Selam verildikten sonra imam-hatip minbere çıkıp bir hutbe okur. Bu hutbe Cuma hutbesinde olduğu gibi iki kışımdan oluşur. Hutbeye “Allâhü ekber, Allâhü ekber, lâ İlâhe illallâhu vellâhu ekber, Allâhü ekber ve lillâhi’l-hamd” diye tekbir getirilerek başlanır. Cemaat de tekbire katılır.

İmam-hatip, bayram hutbelerinde genel olarak bayramın birleştirici özelliğinden bahseder. İslâm kardeşliği, yardımlaşma gibi konulara değinir. Ayrıca, Ramazan bayramı hutbesinde, zekât ve sadaka ibadetleri; Kurban bayramı hutbesinde ise Kurban ibadeti ve teşrik tekbirleri hakkında bilgiler verir.

“Teşrik tekbirleri”; Kurban Bayramı arefesinde sabah namazından başlayıp bayramın dördüncü günü ikindi namazı sonrasına kadar yirmi üç vakitte farz namazların ardından getirilen tekbirlerdir. Bu tekbirler vaciptir.

Teşrik tekbirleri; “Allâhü ekber, Allâhü ekber, lâ ilâhe illallâhu vellahu ekber, Allâhü ekber ve lillahi’l-hamd” cümlelerinden oluşur.

Teravih Namazı

Teravih namazı yirmi rekattır. En faziletli olan iki rekatta bir selam vererek kılmaktır. Her iki rekatta bir oturmak kaydı ile dört rekât dört rekât da kılınabilir.

İki rekatta bir selam verilerek kılınacaksa tıpkı sabah namazının iki rekat sünneti gibi, dört rekatta bir selam verilerek kılınacaksa yatsı namazının ilk sünneti gibi kılınır.

Yatsı namazı, sünnetleri ile birlikte kılındıktan sonra, vitir namazını kılmadan niyet edilerek önce teravih namazı kılınır. Teravih bittikten sonra vitir namazı kılınır. Teravih cemaatle kılınıyorsa vitir namazı da cemaatle kılınır. Ramazan ayı dışında vitir namazı cemaatle kılınmaz.

Yine teravihin cemaatle kılınması hâlinde, imam. Fatiha ve zamm-ı sûreleri sesli olarak okur. Cemaatle kılınan vitir namazında imam, tek başına kılınması halinde erkekler kıraati sesli veya sessiz olarak yapabilirler. Kadınlar ise her namazda olduğu gibi kıraati sessiz yaparlar.

Yatsı namazını tek başına kılmış olan kimse , teravihi cemaatle kılabilir. Yatsı namazı için cemaate yetişemeyen kimse, önce yatsı namazını kılar, sonra yetişebildiği yerden teravihi cemaatle kılar. Yetişemediği relâtları vitir kalındıktan sonra tamamlar.

Cenaze Namazı

Cenaze namazı; cemaatle kılınan, rükûsuz ve secdesiz bir namazdır. Zorunlu hâllerde tek kişi tarafından da kılınabilir. Peygamberimiz (s.a.s.), müslümanın Müslüman üzerindeki haklarından birisinin de öldüğünde cenaze namazını kılmak olduğunu bildirmiştir (bk. İbn-i Mace, Cenâiz, 6).

Yıkanıp hazırlanan ve musallaya konan cenazenin önünde kıbleye yönelik ve abdestli olarak ayakta durulur. İmam ve cemaat, “Niyet ettim Allah rızası için şu erkek kişinin” veya “şu kadın kişinin” yahut “şu erkek çocuğun” ya da “şu kız çocuğunun” namazını kılmağa” diye niyet eder. İmamın, arkasındaki cemaat için imam olmaya niyet etmesi şart değildir.

İster tek kişi, ister cemaat hâlinde olsun, cenaze namazının kılınışı şöyledir:

Abdestli ve kıbleye yönelik olarak ayakta iken, “Allâhü ekber” diyerek eller kulaklar hizasına kadar kaldırılır. Sonra eller göbek hizasının altında bağlanır. Sessizce “Sübhâneke” duası “ve celle senâüke” ilavesi ile okunur. Eller kaldırılmaksızın “Allâhü ekber” diye bir tekbir alınır. Sonra sessizce “Salli” ve “Bârik” dualan okunur. Yine eller kaldırılmaksızın “Allâhü ekber” diye tekbir alınır. Ardından “Cenaze duaları” okunur.

Erkek, kadın, erkek çocuk ve kız çocuk için ayrı cenaze duaları vardır. Bu duaları bilmeyenler dua niyetine Fatiha süresini veya bildikleri başka bir duayı okuyabilirler.

Peygamberimiz (s.a.s.); “Cenaze namazı kıldığınız zaman, ölü için içtenlikle dua edin” (İbn-i Mâce, “Cenâiz”, 23) buyurmuştur. Sonra eller kaldırılmaksızın “Allâhü ekber” diye bir tekbir daha alınır, sağa ve sola selam verilir. Eller yana salınır. Böylece cenaze namazı kılınmış olur.

Cemaatle Namaz

Buraya kadar verdiğimiz bilgiler tek başına kılınan namazlar ile ilgili idi. Şimdi de cemaatle namazların kılınışına dair bilgiler verilecektir. Şartlarını taşıyan erkek müslümanların Cuma namazını cemaatle kılmalan farzdır. Kadınlar da dilerlerse Cuma namazına katılabilirler ve bu durumda o günkü öğle namazı üzerlerinden düşer.

Günlük farz namazların cemaatle kılınabilmesi için imamdan başka en az bir kişinin bulunması gerekir. İmamdan başka bir kişi varsa, imam-hatibin sağında ve biraz gerisinde durur. Cemaat iki kişi veya daha fazla ise imamın arkasında düzgün saf hfinde dururlar.

Cemaatin imama uyabilmesi için imam ile cemaatin hakikaten ya da hükmen aynı mekanda olmaları gerekir.

İmamın namazdaki hareketlerinin cemaat tarafından hissedilmesini engelleyecek duvar ve benzeri bir engel bulunmamalıdır. Cemaat imamın sesini işiterek veya kendisini görerek namazdaki hareketlerini takip edebilirse imama uymak geçerli olur.

Cemaatle kılınacak namazda kendisine uyulan kişiye “imam”, uyanlara “muktedi”, “müttebi’ ” ve “me’müm” adı verilir. Tek başına namaz kılana ise “münferid” denir.

İmam olan kişi, hem o vaktin namazını kılmağa, hem de cemaate imam olmağa, cemaat de hem namaza hem de imama uymağa niyet eder. Tekbir alınarak namaza başlanır. İmam ve cemaat gizlice “Sübhâneke” duasını okur. İmam, Fatiha ve zamm-ı süreyi okur. Cemaat ise okumaz, sessizce bekler.

Şafii mezhebine göre kıraatin sessiz yapıldığı namazlarda imam ile birlikte Fatiha ve zamm-ı süreyi cemaat de okur. Kıraatin sesli yapıldığı namazlarda ise imam Fatiha süresini bitirdikten sonra cemaat sessizce sadece Fatiha süresini okur.

İmam olacak kimsenin Müslüman, akıllı, ergen, erkek olması ve namaz geçerli olacak kadar ezbere Kur’ân okumayı bilmesi şarttır.

Kadınlar erkeklere imam olamazlar. Kadının kadınlara imam olması ise caiz, fakat mekruhtur. Bu durumda kadın imam, cemaatin önüne geçmez, ilk safın arasında ve ortada durur.

Aynı farz namazı kılacak birden fazla kişi varsa aralarından birini imam yaparak ona uyar ve namazı öyle kılarlar.

Cemaat önce erkekler, sonra erkek çocuklar ve sonra kadınlar olmak üzere saf halinde sıralanırlar.

İmam, mesela, öğle namazının farzını kılmaya ve kendisi ile birlikte namaz kılacak olanlara imam olmaya niyet eder. Cemaat ise, mesela, “Niyet ettim öğle namazının farzını kılmaya, uydum hazır olan imama” diye niyet eder.

İmam, “Allâhü ekber” diye sesli olarak tekbir getirirken ellerini kulakların hizasına kaldırır, sonra göbeğin alt kısmında bağlar. Hem imam hem cemaat, gizlice “Sübhâneke” duasını okur. Bundan sonra cemaat susar. İmam, Fatiha ve zamm-ı süre okur.

İmam; sabah, akşam ve yatsı namazlarının ilk iki rekâtı ile cemaatle kılınması hâlinde vitir namazının her üç rekâtında Fatiha ve zamm-ı süreyi sesli okur. Cemaatle kılınan vitir namazı dışında üçüncü ve dördüncü rekâtların kıraatini ise sessiz yapar.

İmam, bütün namazlarda rükûa gidiş, rükûdan doğruluş, secdeye gidiş ve secdeden kalkış tekbirlerini sesli olarak alır, selamları da sesli olarak verir.

İmam, sesli olarak okuduğu Fatiha’dan sonra sessizce “âmin” der, cemaat de sessizce “amin” der.

Cemaat tekbirleri gizlice alır. İmam rükûdan kalkarken sesli olarak “Semi’allâhü limen hamideh” deyince cemaat de sessizce “Rabbenâ leke’l-hamd” yahut “Rabbenâ ve leke’l-hamd” der.

Rükû ve secdede tesbihler (sübhane rabbiye’l-azim ve sübhane rabbiye’l-a’lâ), hem imam hem cemaat tarafından sessizce okunur.

Bu kurallara uyarak imam ve cemaat namazı tamamlar. Cemaat imamdan önce hareket etmez. Rükû, secde ve benzeri hareketlerde imamı takip eder. Çünkü “imam”, “öne geçirilen”, “önder olan” demektir. Bu sebeple namazdaki her hareketinde ona uymak gerekir.

Farz namaz kılan, nafile namaz kılana yahut başka bir farz kılana uyması caiz değildir. Nafile kılanın farz kılana uyması ise caizdir.

Mezhep farklılığı imam olmaya engel değildir. Mesela, safiî mezhebine mensup olan bir kimse, Hanefi bir imama uyabilir, tersi de geçerlidir.

İmam, cemaati bıktıracak tutumlardan kaçınır, cemaatin içinde yaşlıların, hastalann ve işi olanlann bulunabileceğini hesaplayarak namazı uzatmaz.

İmama Uyanın Durumu

Cemaatle kılınan namazlarda imama uyan kimse, ya imamla birlikte namaza başlar ve bitirir veya imamla namaza başlar, sonra bir mazeret nedeniyle cemaatten ayrılır, namazını tek başına tamamlar veya imama ikinci rekâttan veya sonraki rekâtlardan itibaren uyar, sonra namazını kendisi tamamlar. Bu kimselere, müdrik, lâhik ve mesbûk denir.

1. Müdrik

Namazın bütün rekâtlarını imamla birlikte kılan, yani ilk rekâttan itibaren namazın sonuna kadar imamın arkasında bulunan kimse demektir.

2. Lasik

Namaza imam ile başladığı halde, dalgınlık, cemaatin çok sıkışık olması veya abdestin bozulması gibi bir sebeple namazın tamamını ya da bir kısmını imamla beraber kılamayan kimse demektir. Bu durumda olan bir kimse, eğer imam namazı bitirmeden, kaçırdığı kısmı tamamlayabileceğini kestirirse, abdesti bozulmuşsa abdest alır ve imamla birlikte kılamadığı kısmı tamamlar, sonra imama uyar ve namaza devam eder. Genelde bu uygulama zordur. Ya da doğrudan imama uyar, imam selam verirken kendisi selam vermez, kalkıp eksik kalan rekâtı veya rekâtları tamamlar. Tamamlayacağı bu rekât veya rekâtlarda imamın arkasında kılıyor gibi hareket eder, yani kıraat yapmaz. Bir müddet bekleyerek rükû ve secdeleri yapar.

3. Mesbûk

Namaza imamla başlayamadığı için namazın en az bir rekâtını imamla birlikte kılamayan kimseye mesbûk denir. Bu durumda olan kimse, son oturuşta imamla birlikte selam vermez, kalkıp namazın eksik kalan kısmını tamamlar.

Bir rekâtın rükûuna yetişemeyen yani imam henüz rükûdan kalkmadan rükûa varamayan kimse o rekâtı kaçırmış sayılır.

Mesbûk durumunda olan kimsenin kaçırdığı rekâtları tamamlaması şöyle olur:

a. İki Rekatlı Namazlar

1. Birinci rekâtı kaçırıp ikinci rekâta yetişen kimse, niyet edip tekbir alır ve imama uyar. Rekâtı imamla birlikte kılar, Tahiyyâta oturur. “Tahiyyât” duasını okur ve bekler. İmam sola selam verince ayağa kalkar, “sübhâneke” duasını okur, eûzü-besmele çeker, “Fatiha” ve “zamm-ı sûre” okur, rükû ve secdeleri yapar ve oturur. “Tahiyyât.”, “Salli”, “Barik”, “Rabbenâ âtina” ve “Rabbena’ğfirli” dualarını okur ve selam verir.

2. İmama ikinci rekâtın rükûundan kalkıldıktan sonra uyan kimse imamla birlikte tahiyyâta oturur. “Tahiyyât” duasını okur ve bekler. İmam sola selam verince ayağa kalkar ve tek başına namaz kılıyormuş gibi iki rekât namazı kılar.

b. Üç Rekatlı Namazlar

1. Bir rekâtı kaçırıp namazın ikinci rekâtına yetişen kimse imamla birlikte ikinci rekâtı kılar ve Tahiyyâta oturur. “Tahiyyât” duasını okuduktan sonra üçüncü rekâtı imamla birlikte kılar, sonra Tahiyyâta oturur. “Tahiyyât” duasını okur ve bekler. İmam sola selam verince ayağa kalkar, “sübhâneke” duasını okur, eûzü-besmele çeker, “Fatiha” ve “zamm-ı süre” okur, rükû ve secdeleri yapar ve oturur. “Tahiyyât”, “Salli”, “Bârik”, “Rabbenâ âtina” ve “Rabbena’ğfirli” dualarını okur ve selam verir.

2. İki rekâtı kaçırıp namaza üçüncü rekâtta yetişen kimse bu rekâtı imamla kılar ve Tahiyyâta oturur. “Tahiyyât” duasını okur ve bekler. İmam sola selam verince ayağa kalkar, “Sübhâneke” duasını okur, eûzü-besmele çeker, “Fatiha” ve “zamm-ı süre” okur, rükû ve secdeleri yapar ve oturur. “Tahiyyât” duasını okur ve ayağa kalkar. Besmele çeker, “Fatiha” ve “zamm-ı süre” okur, rükû ve secdelerden sonra oturur. “Tahiyyât”, “Salli”, “Bârik”, “Rabbenâ âtina” ve “Rabbena’ğfirlî” dualarını okur ve selam verir.

3. İmama üçüncü rekâtın rükûundan kalkıldıktan sonra uyan kimse imamla birlikte Tahiyyâta oturur. “Tahiyyât” duasını okur ve bekler. İmam sola selam verince ayağa kalkar ve tek başına namaz kılıyormuş gibi üç rekât namazı kılar.

c. Dört Rekatlı Namazlar

1. Birinci rekâtı kaçırıp imama ikinci rekâtta uyan kimse bu rekâtı imamla birlikte kılar ve oturur. “Tahiyyât” duasını okuyunca imamla birlikte namazın üçüncü ve dördüncü rekâtlarını kılar. İkinci oturuşta “Tahiyyât” duasını okur ve bekler. İmam sola selam verince ayağa kalkar, “Sübhâneke” duasını okur, eûzü-besmele çeker, “Fatiha” ve “zamm-ı süre” okur, rükû ve secdeleri yapar ve oturur. “Tahiyyât.”, “Salli”, “Bârik”, “Rabbenâ Âtina” ve “Rabbena’ğfirlî” dualarını okur ve selam verir.

2. İki rekâtı kaçırıp imama üçüncü rekâtta uyan kimse, yetiştiği yerde tekbir alır ve imama uyar ve imamla birlikte namazın üçüncü ve dördüncü rekâtlarını kılar. Son oturuşta “Tahiyyât” duasını okur ve bekler. İmam sola selam verince ayağa kalkar, “Sübhâneke” duasını okur, eûzü-besmele çeker, “Fatiha” ve “zamm-ı süre” okur, rükû ve secdeleri yapar ve tekrar ayağa kalkar, besmele çeker, Fatiha ve zamm-ı sûre okur, rükû ve secdeleri yapar ve oturur. “Tahiyyât”, “Salli”, “Bârik”, “Rabbenâ âtina” ve “Rabbena’ğfirlî” dualarını okur ve selam verir.

3. Üç rekâtı kaçırıp imama dördüncü rekâtta uyan kimse bu rekâtı imamla birlikte kılar, Tahiyyâta oturur. “Tahiyyât” duasını okur ve bekler. İmam sola selam verince ayağa kalkar, “Sübhâneke” duasını okur, eûzü-besmele çeker, “Fatiha” ve “zamm-ı sûre” okur, rükû ve secdeleri yapar ve oturur. “Tahiyyât” duasını okur ve ayağa kalkar, besmele çeker, Fatiha ve zamm-ı sûre okur, rükû ve secdeleri yapar ve tekrar ayağa kalkar, besmele çeker ve sadece “Fatiha” sûresini okur, rükû ve secdeleri yapar ve oturur. “Tahiyyât”, “Salli”, “Bârik”, “Rabbenâ âtina” ve “Rabbena’ğfirlî” dualarını okur ve selam verir.

4. İmama dördüncü rekâtın rükûundan kalkıldıktan sonra uyan kimse, imamla birlikte, Tahiyyâta oturur. “Tahiyyât” duasını okur ve bekler. İmam sola selam verince, ayağa kalkar ve namazı tek başına kılıyor gibi dört rekâtlı namazı kılar.

YOLCULUK HALİNDE NAMAZ NASIL KILINIR?

Namazların Geçerli Olmasının Şartları

Kılınan namazların geçerli olabilmesi için namazın şartlarına ve rükunlerine uyulması ve namazın ihlâs ile kılınması gerekir.

Namazın farzları bilerek veya unutularak terk edilirse o namaz geçerli olmaz. Namazın yeniden kılınması gerekir.

Namazın Allah rızası için ve dünyevi bir amaç güdülmeden kılınması gerekir.

“Onlara, dini Allah’a has kılarak, hakka yönelen kimseler olarak O’na ibadet / kulluk etmeleri, namazı kılmaları ve zekatı vermeleri emredilmişti. İşte bu dosdoğru dindir” anlamındaki Beyyine süresinin beşinci ayeti, ibadetlerin ihlâsla yapılması gerektiğini ifade etmektedir.

Gösteriş için veya dünyevi bir çıkar için kılınan namazlar geçerli olmaz.

Şartlarına, erkânına ve adabına uygun bir namazın nasıl kılınacağını Peygamberimiz ashabına öğretmiştir. Sahabeden Ebu Hüreyre (r.a.), şöyle anlatıyor:

“Resûlullah (s.a.s.), mescide girdi. Bir adam da mescide girdi ve namaz kıldı. Sonra gelip Resûlullah (s.a.s.)’a selam verdi. Resûlullah selamı aldı ve ona, ‘git namazı (yeniden) kıl. Çünkü sen namaz kılmış olmadın’ dedi. Adam döndü daha önce kıldığı gibi namazı kıldı. Sonra Peygamberin yanına geldi ve selam verdi. Hz. Peygamber, ‘Allah’ın selamı senin üzerine olsun’ dedi. Sonra ona, ‘git namazı (yeniden) kıl. Çünkü sen namaz kılmış olmadın’ dedi. Bu tekrarlama işi üç defa oldu. Adam, ‘Seni hak Peygamber olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki bundan iyisini yapamam, bana namaz kılmayı öğret’ dedi. Hz, Peygamber, ‘namaz kılmak istediğin zaman tekbir al, sonra Kur’ân’dan kolayına geleni oku. Sonra rükû yap. Rükû’da bütün uzuvlar sakinleşinceye kadar dur. Sonra rükûdan tam doğrulup dimdik dur. Sonra secdeye git, secdede uzuvların sakin oluncaya kadar dur. Sonra secdeden doğrul ve tam sakinleşinceye kadar bekle. Bu hareketleri bütün namazlarda aynen yap’ dedi.” (Müslim, Salât, 45; bk. Tirmizî, Salât, 224)

Hadiste özellikle tadil-i erkâna dikkat çekilmektedir. Namazda ayakta dururken ağırlık, iki ayak üzerine verilmeli ve dimdik durulmalıdır.

Rükû hâlinde en az üç defa sübhâne Rabbiye’l-azîm deyinceye kadar sırt dümdüz, dizler dimdik olacak şekilde durulmalı, baş ne yukarıya dikilmeli, ne de aşağıya eğilmeli, ikisi arasında tutulmalıdır. Rükûdan sırt ve dizler dimdik olacak şekilde doğrulmalı ve en azından bir defa sübhânellahi’l-azîm denecek kadar durulmalıdır (kavme).

Secdede en az üç defa sübhâne Rabbiye’l-a’lâ deyinceye kadar sakin bir şekilde durulmalı, secdeden doğrulunca tam oturulmalı ve en azından bir defa sübhânellahi’l-az’im diyecek kadar oturulmalı (celse), baş secdeden kaldırıldığı zaman, iyice doğrulmadan ikinci secde yapılmamalıdır.

Peygamberimiz (s.a.s), namazda tadil-i erkân ile ilgili olarak şöyle buyurmuştur:

“Biriniz rükûa eğildiğinde üç defa “sübhâne Rabbiye’l azîm” dediği zaman rükû tamam olur. Bu, en azıdır. Secde yaptığında üç defa “sübhâne Rabblye’l-a’lâ” dediği zaman secdesi tamam olur. Bu, en azıdır” (Tirmizî, Salât, 192)

“Rükû ve secdeyi tam yapın.” (Buhârî, Sıfatü’s-Salâti, 7)

“Rükû ve secdede belini tam doğrultmayan kimsenin namazı olmaz.” (Tirmizî, Salât, 194)

Peygamberimiz (s.a.s.); namazda rükû ve secdeleri tam olarak yapmamayı “en kötü hırsızlık” (Malik, Kasru’s-Salât, 72), sağa-sola bakmayı şeytanın namazdan çalması olarak nitelemiş ve namazda göğe bakmayı yasaklamıştır. (Buhârî, Sıfatü’s-Salâti, 10-11)