Kâfirûn Sûresi

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
قُلْ يَٓا اَيُّهَا الْـكَافِرُونَۙ ﴿١﴾ لَٓا اَعْبُدُ مَا تَعْبُدُونَۙ ﴿٢﴾ وَلَٓا اَنْتُمْ عَابِدُونَ مَٓا اَعْبُدُۚ ﴿٣﴾ وَلَٓا اَنَا۬ عَابِدٌ مَا عَبَدْتُمْۙ ﴿٤﴾ وَلَٓا اَنْتُمْ عَابِدُونَ مَٓا اَعْبُدُۜ ﴿٥﴾ لَـكُمْ د۪ينُكُمْ وَلِيَ د۪ينِ ﴿٦

Bismillahirrahmânirrahîm
Kul yã eyyuhe l-kāfirūn ﴾1﴿ Lã a’ budu mā ta’ budūn ﴾2﴿ Velã entum ‘ābidūne mã a’būd ﴾3﴿ Velã ene ‘ābidum mā ‘abedtum ﴾4﴿ Velã entum ‘ābidūne mã a’būd ﴾5﴿ Lekûm dīnûkûm veliye dīn ﴾6﴿

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.
De ki: “Ey Kâfirler!” (1) “Ben sizin kulluk ettiklerinize kulluk etmem.” (2) “Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz.” (3) “Ben sizin kulluk ettiklerinize kulluk edecek değilim.” (4) “Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz.” (5) “Sizin dininiz size, benim dinim de banadır.” (6)

قُلْ
Kul
de ki
يَٓا اَيُّهَا
yã eyyuhe
ey
الْكَافِرُونَۙ
l-kāfirūn
kafirler!
﴾ ١ ﴿
﴾ 1 ﴿
﴾ 1 ﴿
لَٓا اَعْبُدُ
Lã a' budu
ben ibadet etmem
مَا تَعْبُدُونَۙ
mā ta' budūn
sizin taptığınıza
﴾ ٢ ﴿
﴾ 2 ﴿
﴾ 2 ﴿
وَلَٓا
Velã
ve değilsiniz
اَنْتُمْ
entum
siz de
عَابِدُونَ
'ābidūne
ibadet eden
مَٓا اَعْبُدُۚ
mã a’būd
benim ibadet ettiğime
﴾ ٣ ﴿
﴾ 3 ﴿
﴾ 3 ﴿
وَلَٓا
Velã
ve değil(im)
اَنَا۬
ene
ben
عَابِدٌ
‘ābidum
ibadet eden
مَا عَبَدْتُمْۙ
mā ‘abedtum
sizin taptıklarınıza
﴾ ٤ ﴿
﴾ 4 ﴿
﴾ 4 ﴿
وَلَٓا
Velã
ve değilsiniz
اَنْتُمْ
entum
siz de
عَابِدُونَ
'ābidūne
ibadet eden
مَٓا اَعْبُدُۜ
mã a’būd
benim ibadet ettiğime
﴾ ٥ ﴿
﴾ 5 ﴿
﴾ 5 ﴿
لَكُمْ
Lekûm
sizindir
د۪ينُكُمْ
dīnûkûm
sizin dininiz
وَلِيَ
veliye
ve benimdir
د۪ينِ
dīn
benim dinim
﴾ ٦ ﴿
﴾ 6 ﴿
﴾ 6 ﴿

Meal ve Tefsir

Nüzûl
Mushaftaki sıralamada yüz dokuzuncu, iniş sırasına göre on sekizinci sûredir. Mâûn sûresinden sonra, Fîl sûresinden önce Mekke’de inmiştir. Medine’de indiğine dair rivayet de vardır (bk. Şevkânî, V, 597). Tefsirlerde anlatıldığına göre Kureyşliler Hz. Peygamber’den bir sene kendi ilâhlarına tapmasını, bir sene de kendilerinin onun ilâhına tapmalarını istemişler. Hz. Peygamber de “Allah’a bir şeyi ortak koşmaktan yine O’na sığınırım!” demiş; bu defa Kureyşliler, “Bizim ilâhlarımızdan bazılarını istilâm et (öp, el sür), biz de seni tasdik edip ilâhına ibadet edelim” demişler. Bunun üzerine Kâfirûn sûresi inmiştir (Taberî, XXX, 213-214; Kurtubî, XX, 225).

Adı/Ayet Sayısı
Sûre adını ilk âyetinde geçen ve “inkârcılar” anlamına gelen kâfirûn kelimesinden almıştır. “Kul yâ eyyühe’l-kâfirûn, Mukaşkışe, İhlâs, İbadet, Dîn” adlarıyla da anılmaktadır. Ayrıca İhlâs sûresiyle birlikte bu iki sûreye “İhlâsayn (iki İhlâs)” adı verilmiştir.

Konusu
Sûrede Hz. Peygamber’in inkârcılarla şirk ve sapkınlıkta birleşemeyeceği kesin bir üslûpla ifade edilmekte ve inancın şirkten uzak tutulması hedeflenmektedir.

Fazileti
Müfessirler bu sûrenin faziletiyle ilgili olarak Hz. Peygamber’in, “Kul hüvellahu ehad Kur’an’ın üçte birine denktir, Kul yâ eyyühel-kâfirûn ise dörtte birine denktir” buyurduğunu; Sahâbe’den birine, “Uyumak üzere yatağına yattığında Kul yâ eyyuhel-kâfirûn sûresini oku; bunu okursan şirk inancına sapmaktan korunursun” dediğini naklederler (İbn Kesîr, VIII, 526; Şevkânî, V, 597-598).

Meal
De ki: “Ey Kâfirler!” ﴾1﴿ “Ben sizin kulluk ettiklerinize kulluk etmem.” ﴾2﴿ “Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz.” ﴾3﴿ “Ben sizin kulluk ettiklerinize kulluk edecek değilim.” ﴾4﴿ “Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz.” ﴾5﴿ “Sizin dininiz size, benim dinim de banadır.” ﴾6﴿

Tefsir
Tevhid ilkesinin sembolü olarak Mekke döneminin ilk yıllarında inen bu sûrede Mekkeli müşriklerin şahsında bütün putperestlere ilân edilmek üzere iman ile şirkin ayrı şeyler olduğu, bu iki inanç sistemi arasında bir benzerlik bulunmadığı, dolayısıyla ikisinin birlikte bulunmasının, iki inanç arasında bir uzlaşmaya gidilmesinin mümkün olmadığı kesin olarak ifade edilmiştir.

Bazı müfessirlere göre 2-3. âyetlerde, gelecekte Hz. Peygamber’in müşriklerin taptığına tapmayacağı, onların da Hz. Peygamber’in taptığına tapmayacakları ifade edilmiş; 4-5. âyetlerde ise halihazırda da onların tutumlarının farklı olmadığı bildirilmiştir. Ancak Şevkânî bu yorumu reddetmekte, 4-5. âyetlerin 2-3. âyetlerdeki gerçeği pekiştirdiğini söylemekte; bu tekrarlara dil kurallarından ve Arap şiirinden örnekler getirmekte, Hz. Peygamber’in hadislerinde de benzer tekrarların bulunduğunu ifade etmektedir (bk. V, 599-600). Bizim tercihimiz de bu yöndedir. Zira 2-3. âyetlerde Hz. Peygamber’in şahsında müminlerin sadece bir Allah’a kulluk etmeleri emredilmiş, Allah’a ortak koşanlarla gerek inanç gerekse ibadet bakımından hiçbir şekilde benzerliklerinin bulunmadığı vurgulanmıştır. 4-5. âyetlerde ise Hz. Peygamber’i kendi dinlerine döndürmek isteyen putperestlerin ümidini kırmak maksadıyla söz tekrar edilmiştir. “Sizin dininiz size, benim dinim banadır” şeklinde tercüme ettiğimiz 6. âyet, daha geniş kapsamlı ve daha vurgulu bir şekilde önceki âyetleri tekit eder ve bu iki din arasında uzlaşmanın olamayacağını gösterir. Zira bu iki dini uzlaştırmak, hak ile bâtılı uzlaştırmak anlamına gelir.

Son âyetten din, vicdan ve ibadet özgürlüğünün esas olduğu, kimsenin herhangi bir dine girmeye zorlanamayacağı anlamının da çıkarılabileceğini düşünen bir kısım müfessirler bu âyetin müşriklere karşı savaşılmasını emreden âyetle (bk. Tevbe 9/36) neshedildiğini yani hükmünün kaldırıldığını ileri sürmüşlerdir. Ancak bizim de katıldığımız görüşe göre âyetin hükmü kaldırılmamıştır; çünkü burada bir emir veya yasak değil, bir vâkıanın tesbiti ve ifade edilmesi (haber) söz konusudur; haber ise Allah’tan olduğu için gerçektir, hükmü değişmez (bk. Şevkânî, V, 600). Bu âyet, bir vâkıa tesbiti olduğu ve müslümanların zayıf durumda bulundukları bir dönemde indiği için ondan din ve vicdan özgürlüğü anlamının çıkarılamayacağı da düşünülebilir. Kuşkusuz İslâm’da din, vicdan ve ibadet özgürlüğü vardır; ancak bu özgürlükler Medine döneminde inen âyetlerde ifade edilmiş, müslümanların hâkim oldukları zaman ve mekânlarda uygulanmış, hayata geçirilmiştir.

Kur’an Yolu Tefsiri Cilt: Sayfa:704-705

Sûreyi Mekke İmamlarından Dinleyin

Al-Afasy

109. Kâfirûn Sûresi

Al-Sudais

109. Kâfirûn Sûresi

Al-Ghamdi

109. Kâfirûn Sûresi

Al-Muaiqly

109. Kâfirûn Sûresi

Al-Shatri

109. Kâfirûn Sûresi

Abdussamed

109. Kâfirûn Sûresi