Fil Sûresi

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
اَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِاَصْحَابِ الْف۪يلِۜ ﴿١﴾ اَلَمْ يَجْعَلْ كَيْدَهُمْ ف۪ي تَضْل۪يلٍۙ ﴿٢﴾ وَاَرْسَلَ عَلَيْهِمْ طَيْراً اَبَاب۪يلَۙ ﴿٣﴾ تَرْم۪يهِمْ بِحِجَارَةٍ مِنْ سِجّ۪يلٍۖۙ ﴿٤﴾ فَجَعَلَهُمْ كَعَصْفٍ مَأْكُولٍ ﴿٥

Bismillahirrahmânirrahîm
Elem tera keyfe fe’àle Rabbûke bi-eshābi l-fīl ﴾1﴿ Elem yec’àl keydehûm fī tadlīl ﴾2﴿ Ve ersele ‘àleyhim tayran ebābīl ﴾3﴿ Termīhim bi-hicāratim min siccīl ﴾4﴿ Fece’àlehûm ke’àsfim me’kūl ﴾5﴿

Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.
Görmedin mi Rabbin ne yaptı fil sahiplerine! (1) Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı? (2) Üzerlerine sürü sürü kuşlar saldı. (3) Onlara balçıktan pişirilmiş sert taşlar atıyorlardı. (4) Derken onları, yenilmiş ekin yaprağı gibi kılıverdi (5)

اَلَمْ تَرَ
Elem tera
görmedin mi?
كَيْفَ
keyfe
nasıl
فَعَلَ
fe'àle
yaptığını
رَبُّكَ
Rabbûke
Rabbinin
بِاَصْحَابِ
bi-eshābi
sahiplerine
الْف۪يلِۜ
l-fīl
fil
﴾ ١ ﴿
﴾ 1 ﴿
﴾ 1 ﴿
اَلَمْ يَجْعَلْ
Elem yec'àl
çıkarmadı mı?
كَيْدَهُمْ
keydehûm
onların tuzaklarını
ف۪ي

.
تَضْل۪يلٍۙ
tadlīl
boşa
﴾ ٢ ﴿
﴾ 2 ﴿
﴾ 2 ﴿
وَاَرْسَلَ
Ve ersele
gönderdi
عَلَيْهِمْ
'àleyhim
üzerlerine
طَيْرًا
tayran
kuşlar
اَبَاب۪يلَۙ
ebābīl
sürü sürü
﴾ ٣ ﴿
﴾ 3 ﴿
﴾ 3 ﴿
تَرْم۪يهِمْ
Termīhim
onlara atıyorlardı
بِحِجَارَةٍ
bi-hicāratim
sertleşmiş taşlar
مِنْ
min
 -dan
سِجّ۪يلٍۖۙ
siccīl
çamur-
﴾ ٤ ﴿
﴾ 4 ﴿
﴾ 4 ﴿
فَجَعَلَهُمْ
Fece'àlehûm
nihayet onları haline getirdi
كَعَصْفٍ
ke'àsfim
ekin yaprakları gibi
مَأْكُولٍ
me'kūl
yenilmiş
﴾ ٥ ﴿
﴾ 5 ﴿
﴾ 5 ﴿

Meal ve Tefsir

Nüzûl
Mushaftaki sıralamada yüz beşinci, iniş sırasına göre on dokuzuncu sûredir. Kâfirûn sûresinden sonra, Felak sûresinden önce Mekke’de inmiştir.

Adı/Ayet Sayısı
Sûre adını 1. âyette geçen fîl kelimesinden almıştır.

Konusu
Sûrede fil ordusu kıssası anlatılmaktadır. Kâbe’yi yıkmak isteyen Yemen’in genel valisi Ebrehe’nin fillerle Mekke’ye hücumunu, sonuçta yok olup gitmelerini (aş. bk.) konu edinmiştir.

Meal
Rabbinin, fil sahiplerine ne yaptığını görmedin mi? ﴾1﴿ Onların tuzaklarını boşa çıkarmadı mı? ﴾2﴿ Üzerlerine balçıktan pişirilmiş taşlar atan sürü sürü kuşlar gönderdi. Nihayet onları yenilmiş ekin yaprakları haline getirdi. ﴾3-5﴿

Tefsir
Tefsir ve tarih kaynaklarında anlatıldığına göre o zaman Habeşistan’ın yönetiminde bulunan Yemen’in genel valisi Ebrehe her yıl Mekke’deki Kâbe’yi ziyaret eden Arap hacılarını San‘a’ya çekmek için burada Kulleys veya Kalîs (kilise) denilen büyük bir katedral yaptırdı. Çeşitli bölgelere propagandacılar göndererek mâbedi ziyaret etmeleri için halkı San‘a’ya çağırdı. Ancak bu ümidi gerçekleşmeyince Kâbe’yi yıkmaya karar verdi ve muhtemelen 570 yılında, içinde mahmûd (mamut) adlı filin de bulunduğu büyük bir ordu ile Mekke üzerine yürüdü (olayın tarihi ve sebepleriyle ilgili farklı görüşler için bk. Mustafa Fayda, “Fil Vak‘ası”, DİA, XIII, 70-71). Ebrehe, hareketini engellemek için karşısına çıkan bazı güçleri etkisiz hale getirerek yoluna devam etti. Gönderdiği bir müfreze, içinde Hz. Peygamber’in dedesi Abdülmuttalib’e ait 200 devenin de bulunduğu Mekkeliler’e ait çok sayıda deveyi ele geçirdi. Abdülmuttalib, Ebrehe’ye gelerek develerinin iadesini istedi; Ebrehe’nin Kâbe ile ilgili bir sorusu üzerine Kâbe’yi merak etmediğini, çünkü onu sahibinin koruyacağını söyledi. Ertesi gün Ebrehe, ordusuna Kâbe yönünde hareket emri verdi. Fakat kaynaklarda belirtildiğine göre en öndeki fil (mamut) yerinden kımıldamadığı gibi askerler de üzerlerine taşlaşmış çamur yağdıran sürü sürü kuşlar tarafından –âyetteki benzetmeyle– “yenilip çiğnenmiş ekin” gibi imha edildi. Bazı müfessirler “sürü sürü” şeklinde çevrilen ebâbîl kelimesinin bir kuş türünün adı olduğu kanaatindedir, buna göre 3. âyete “ebâbîl kuşlarını göndermedi mi?” şeklinde mâna vermek gerekir; fakat–konuya ilişkin rivayet ve tefsirler dikkate alındığında– bu görüş ikna edici görünmemektedir (bilgi için bk. Elmalılı, IX, 6102-6105). Yaygın inanışa göre bu olay Hz. Peygamber’in doğumundan elli-elli beş gün veya üç ay önce vuku bulmuştur.

Sûrede Hz. Peygamber’e hitap edilerek 1-2. âyetlerde fil ordusunun başına gelen felâketin büyüklüğünden ve Kâbe’yi yıkma planlarının boşa çıkarıldığından haberdar olduğu ifade edilmektedir. Hz. Peygamber olaya bizzat şahit olmadığı halde, ona yöneltilen “görmedin mi” şeklindeki hitap mecazi bir ifade olup olayı bizzat gözüyle görmese bile görenlerden işitmiş olduğunu ve görmüş gibi kendisine tasvir edildiğini gösterir. 3-5. âyetler ise felâketin nasıl cereyan ettiğini yani Allah tarafından gönderilen sürülerle kuşun fil ordusunun üzerine pişkin tuğla türü taşlar yağdırarak onları nasıl hayvanlar ve haşarat tarafından yenmiş ekin artığına çevirdiğini ifade eder. Râzî’ye göre Ebrehe ve askerlerinin besledikleri kötü emellerin sûrede keyd (plan, tuzak) kelimesiyle ifade edilmesi, onların sadece Kâbe’yi yıkma amacı taşımadıklarını gösterir. Çünkü önceden açıkladıkları için Kâbe’yi yıkma fikri artık “tuzak” olmaktan çıkmıştı. Şu halde keyd kelimesi burada Ebrehe tarafının Araplar’a karşı besledikleri başka sinsi planları dile getirmektedir (XXXII, 99; bu planlar ve tuzakların neler olabileceği konusunda bk. Fayda, gös. yer.).

Eski tefsirlerde bu fil olayı bütünüyle bir mûcize olarak değerlendirilir. Bazı tarihçi ve müfessirlerin, tâbiîn âlimlerinden İkrime’ye atfettikleri bir rivayette o, “Bu taşlar kime isabet ettiyse onda çiçek hastalığı görüldü” demiştir (İbn Hişâm, es-Sîretü’n-nebeviyye, I, 54-56; Taberî, XXX, 298-299, 303). Rivayete göre Hicaz bölgesinde çiçek ve kızamık hastalığı ilk defa bu olaydan sonra görülmüştür (bk. Taberî, XXX, 196). Muhammed Abduh, Ferîd Vecdî, Cevâd Ali, Muhammed Esed gibi bazı çağdaş araştırmacılar bu rivayetlere dayanarak olayı bulaşıcı hastalık salgını şeklinde yorumlamaya çalışmışlardır. Abduh’a göre sûrede sözü edilen kuşlardan maksat bir çeşit gerçek kuş olabileceği gibi sinek, sivrisinek gibi mikrop taşıyıcı canlılar da olabilir (bk. Tefsîru cüz’i Amme, s. 157-158). Ancak dönemin güçlü akımlarından pozitivizmin etkisi altında ortaya konduğu anlaşılan bu yoruma çağdaş müfessirlerin çoğu katılmamış, ona karşı ciddi tenkitler yöneltmişlerdir (meselâ bk. Elmalılı, VIII, 6123-6144; Seyyid Kutub, Fî Zılâli’l-Kur’ân, VI, 3976-3979). Sonuç olarak Allah’ın evini yıkmaya kalkışan saldırgan bir güç, bir mûcize neticesinde cezasını görmüş; hiçbir şekilde düşmana karşı koyma imkânı bulamayan ve şehri terkedip dağlara çekilen Mekke halkı da bu olaydan zarar görmeden kurtulmuştur.

“Pişkin tuğla” diye çevirdiğimiz 4. âyetteki siccîl kelimesi “taşlaşmış çamur” demektir. Son âyetteki asf kelimesi ise “ekinin samanı ve buğday kapçığı gibi güve, böcek ve kurtçukların yediği, rüzgârın sağasola savurduğu kırıntılar” anlamına gelir. Müfessirler kuşların, ağızlarında ve ayaklarında bu tür taşlar götürüp Ebrehe ordusunun üzerine fırlattıklarını, sonuçta askerlerin birçoğunun bu taşların etkisiyle öldüğünü, Ebrehe’nin ise yaralı olarak San‘a’ya döndükten sonra orada hayatını kaybettiğini ifade etmişlerdir (Taberî, XXX, 196; Râzî, XXXII, 96-97). “Allah onları yenilip çiğnenmiş ekine çevirdi” meâlindeki son âyet, Ebrehe ve ordusunun nasıl büyük bir felâkete mâruz kaldığını ve sonuçta helâk olduğunu gösterir. Bu olayın Mekkeliler için öneminden dolayı bu yıla “Fil yılı” denilmiş ve onlar olayı tarih başlangıcı olarak kullanmışlardır.

Kur’an Yolu Tefsiri Cilt:5 Sayfa:689-691

Sûreyi Mekke İmamlarından Dinleyin

Al-Afasy

[sc_embed_player fileurl="https://ilminur.com/KuraniKerim/101/101.105.mp3"] 105. Fil Sûresi

Al-Sudais

[sc_embed_player fileurl="https://ilminur.com/KuraniKerim/102/102.105.mp3"] 105. Fil Sûresi

Al-Ghamdi

[sc_embed_player fileurl="https://ilminur.com/KuraniKerim/103/103.105.mp3"] 105. Fil Sûresi

Al-Muaiqly

[sc_embed_player fileurl="https://ilminur.com/KuraniKerim/104/104.105.mp3"] 105. Fil Sûresi

Al-Shatri

[sc_embed_player fileurl="https://ilminur.com/KuraniKerim/105/105.105.mp3"] 105. Fil Sûresi

Abdussamed

[sc_embed_player fileurl="https://ilminur.com/KuraniKerim/106/106.105.mp3"] 105. Fil Sûresi