Teknolojik cihazlardaki gelişmeler sonucunda artık daha ileri seviye ölçümler yapabiliyor ve bilimsel hesaplarımızı artık daha kesin ifadelerle ortaya koyabiliyoruz. Yeni kozmolojik hesaplamalar bize evrenimizin en başından şimdiye kadar çok çok hassas ayarlar ile dizayn edildiğini söylüyor.

Dilerseniz şimdi bu hesaplar nelerdir bir bakalım yalnız bunu daha iyi anlayabilmek için ilk önce evrenimizin büyüklüğüne bir göz atmak isabetli olacaktır.

Evrenimiz 13,8 milyar yaşındadır ve bu kadar yıldır büyümekte/genişlemektedir. Big Bang yazımızda bahsettiğimiz gibi evrenimiz Yüce Allah tarafından yaratılan sadece bir kaç atom altı parçacıcığın muazzam bir sıcaklıkla çarpıştırılması ile başlatılmış ve sürekli genişleyerek bugün 93 milyar ışık yılı büyüklüğe ulaşmıştır.

Evrenin büyüklüğünü anlamak için örneklemek gerekirse şöyle anlatmak uygun olacaktır;
Yarın ışınlanma cihazı icat edilse ve siz ışık hızında evrenin bir ucundan diğer ucuna gitmek isteseniz yolculuğunuz 93 milyar yıl artı evrenin genişlemesinden dolayı ilave edilecek zaman kadar sürecektir. Mesafe olarak merak edenler için bir ışık yılının 95 trilyon kilometre olduğunu söyleyebilirim dolayısıyla 93 milyar ile 95 trilyon kilometreyi çarpmanız gerekecek.

Nedir bu hassas ayarlar ?

Kütle ve Enerji

Büyük Patlama (Big Bang) yazımızda okuyabileceğiniz gibi başlangıçtan 380bin yıl sonra ilk ışıklar aralardan sızmaya başlamış ve bu andaki görüntü WMAP uydusu tarafından kaydedilmiştir. Bu görüntüye dayanarak yapılan incelemelerde görüyoruz ki evrenin %12’si atomlardan,%15’i fotonlardan,%10’u nötronlardan ve %63’ü ise karanlık maddeden oluşmaktadır. Günümüzde ise bu yapı tamamen değişmiştir ama şunu farkediyoruz ki eğer o zamanki değerlerde 10123 ‘de bir farklı değer kullanılmış olsaydı evrenimiz bugünkü yaşına ulaşamazdı.

Kozmolojik Sabit

Biraz önce bahsettiğimiz gibi sürekli genişleyen bir evrenimiz var ve gezegen/yıldızlardan oluşan galaksilerin çoğu birbirinden uzaklaşıyor peki ama biz neden kütleçekimi yasasından dolayı giderek merkeze doğru hareket etmiyoruz da sürekli genişliyoruz. Ayrıca neden Dünya’mız Güneş’ten uzaklaşmıyor veya bize en yakın galaksi olan Andromeda neden bizden ayrılıp uzaklara savrulmuyor.

Tüm bunların iki açıklaması var;

Evrenimiz, adına (ne olduğunu bilmediğimiz için) karanlık enerji dediğimiz bir kuvvet tarafından ivmelenerek (hızını artırarak) genişlemektedir. Bu ivlemenmenin şiddetine kozmolojik sabit (Λ) diyoruz. 13,7 milyar yıldır genişleyen evrenimizin genişleme hızı o kadar hassas ayarlamıştır ki evrende ki galaksiler sağa sola savrulmaz veya evrenimiz kütle çekiminden dolayı içine çökmez.

Bu ivmelenme kuvveti tam da olması gerektiği gibidir. Hatta daha fazlasıdır ki eğer bu ivlemelenme 10120‘de bir az olsaydı evrenimiz içine çöker veya fazla olsaydı genişlemeden dolayı yırtılabilir, savrulabilirdi.

Peki aynı kuvvet bizim galaksiyi neden dağıtmıyor?

İçinde bulunduğumuz Samanyolu galaksisinin yoğunluğu aslında gezegen ve yıldızları bir arada tutması beklenen kütleçekiminden azdır. Yani mevcut kütleçekimi ile galaksimizin dağılması beklenirdi. Bizi bir arada tutan kuvvet adına Karanlık Madde dediğimiz ve yine ne olduğunu bilemediğimiz tıpkı gezegen veya yıldızlar gibi kütleçekimi olan bir maddedir.

Evrenin Genişlemesi

Güçlü Nükleer Kuvvet

Evrenimizde gözlemleyip ölçebildiğimiz 4 temel kuvvet vardır. Bunlardan en güçlüsü güçlü nükleer kuvvettir.

Bildiğiniz gibi atomlar proton, nötron ve elektronlardan oluşmaktadır. Protonlar ve Nötronlar atom çekirdeğinde, elektronlarsa etrafında yörüngede dönmektedir. Protonlar artı yüklüdür, Nötronlar nötr ve elektronlar ise eksi yüklüdür.

Buraya kadar tamam da bu atom çekirdeğinde birbirini itmesi gereken protonlar nasıl oluyor da bir arada durabiliyor ?

Bu sorunun cevabı güçlü nükleer kuvvettir ve taşıyıcaları ise protonları oluşturan kuarkları bir arada tutan gluonlardır. Çekirdekteki proton ne kadar fazlaysa çekirdeğin gücü o kadar fazladır ve bu güç çok çok fazladır. Şöyleki sadece iki kuark arasındaki kuvvet yeryüzündeki 16 tonluk bir basınca karşılık gelebilir.

Periyodik cetvelde en başta olan, en hafif atom Hidrojen tüm evrendeki canlılığın başlangıcıdır. Hidrojenler birleşerek Helyumu, Lityumu ve diğer atomları oluşturmuştur. Hidrojen’den Helyum oluşumu sürecine baktığımızda görüyoruz ki iki Hidrojen birleşirken ortaya çıkan %0,7 lik enerji etrafa ısı ve ışık olarak yayılır. Yayılan bu sıcaklık %0,7’den biraz daha az olsa bu birleşimden oluşması beklenen döteryum atomu gerekli sıcaklık yetmediği oluşamıyor çünkü her iki Hidrojen’den gelen protonlardan biri diğerini Nötron olarak bağlayamıyor. Peki bu ne demek diye soracak olursanız hemen söyleyeyim o zaman evren sadece Hidrojen’den oluşacak ve başka hiç bir atom yani canlılık olamayacaktı. Merak edenler için, enerjinin fazla salınmasında da evren oluşamıyor.

Quark

Biraz önce bahsettiğimiz dört temel kuvvetten iki tanesi olan nükleer kuvvetler atom ölçeğinde, diğerleri ise günlük hayatta farkedebileceğimiz ve etki alanı sınırsız olan kuvvetlerdir.

Aşağıda diğerlerini kuvvet sıralamasına göre bulabilirsiniz;

Elektromanyetik Kuvvet: Artı veya Eksi yüklü iki parçacığın birbirini ittiği veya çektiği kuvvet elektrik kuvvetidir. Bu parçacıklar manyetik bir alandan geçerken üzerine etki eden kuvvete ise manyetik kuvvet denir. Şiddeti güçlü nükleer kuvvetten 100 kat daha azdır, fotonlarla taşınır ve çok büyük bir menzile sahiptir. Dünyamızda sürekli maruz kaldığımız elektromanyetik kuvvetin, yerçekimine (kütleçekimi) oranı bir çift proton için 1036 ‘dır. Yani yerçekimi çok çok daha zayıftır eğer bu rakam daha az olsaydı daha kısa bir evren bizi bekliyor olabilirdi.

Zayıf Nükleer Kuvvet: Çekirdek içerisindeki parçacıkları bir arada tutmaya çalışan güçlü nükleer kuvvete karşıymış gibi çalışan zayıf nükleer kuvvet lepton, mezon ve baryon gibi bazı atomaltı parçacıklara etki eder, bu parçacıkların türlerini değiştirerek yeni atomlar oluşmasına sebep olur. Güçlü kuvvetin yaklaşık milyarda biri kadar kuvvetlidir fakat güçlü kuvvetin etki edemediği parçacıklara etki edebilir.

Kütle Çekimi: Dünyamızda sürekli maruz kaldığımız ve adına yerçekimi dediğimiz kuvvettir. Evrenimizdeki hemen hemen her yer kütle çekiminin etkisindedir. Büyük patlamadan sonra oluşan dağınık haldeki atomlar gaz bulutu halindeyken kütle çekimi sayesinde yavaş yavaş birleşerek galaktik bulutlara daha sonra da yıldızlara veya gezegenlere dönüşmüştür. Yukarıdaki diğer kuvvetlere göre çok zayıf olmasına rağmen ayın, dünyanın, güneşin ve samayolu’nun bir biri etrafında dönmesine sebep olan kuvvettir. Etkisi sınırsızdır fakat mesafe arttıkça zayıflar.

Peki bunlar nasıl oluyor?

Burada sadece bazılarına geniş oranda yer verdiğim, diğerlerini aşağıda başlık olarak sıraladığım hassas ayarların hepsinin aynı anda, aynı evrende bulunması imkansızlığın ötesindedir, olasılıklar ile hesaplanamayacak bir durumdur ve asla tasvir edilemez.

3. O ki, birbiri ile âhenktar yedi göğü yaratmıştır. Rahmân olan Allah’ın yaratışında hiçbir uygunsuzluk göremezsin. Gözünü çevir de bir bak, bir bozukluk görebiliyor musun?
4. Sonra gözünü, tekrar tekrar çevir bak; göz (aradığı bozukluğu bulmaktan) âciz ve bitkin halde sana dönecektir.

Türkiye Diyanet Vakfı Kuran ı Kerim Türkçe Meali – Mülk Suresi 3. ve 4. Ayetler

Evrenimiz zamandan ve mekandan bağımsız, tüm ilimleri kendisinde barındıran Yüce Allah tarafından içinde bizim yaşamımızın oluşabileceği şekilde ince ayarlarla yoktan yaratılmıştır.

Bilimin bize gösterdiği emareler ışığında artık daha fazla bilgiye sahibiz ve bilim bize açık, seçik, bağıra bağıra Yüce Yaratıcı’nın varlığını haber vermektedir. Olasılık hesaplarının çöktüğü bir durumda insanoğlunun yapması gereken tek şey Rabbinin kudretine sığınması, esasen kul olduğunu hatırlaması ve kulluk ibadetlerini yapmasıdır.

Bildiğiniz en yüksek sayı nedir ?

Örneğin benimki kattrilyon ve kattrilyonda 18 sıfır var halbuki sadece doğru kozmolojik sabit rakamını bulma ihtimalimiz 10120 de 1 ihtimal,  yani 10’un yanunda 120 sıfır var, bu kadar deneme yaptığınızda bir kez doğru oranı bulabilirsiniz. Peki bir evren yapıyoruz ve kozmolojik sabiti ilk seferde bulduk, ikinci bulmamız gereken değeri 1060 ‘da 1 ihtimalle bulabilirsiniz. Bir de şunu söylememiz lazım ki bu iki değeri aynı denemede peşpeşe bulmanız gerekiyor. Merak edenler için söylemeliyim ki bu şekilde aynı denemede bulmanız gereken hemen aşağıda listelediğim 29 adet birbirinden farklı değer vardır.

10120 ne kadar büyük bir sayıdır diye soracak olursanız aşağıda yazıyorum.

1.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000

İşte Size Tam Liste

  • Güçlü Nükleer Kuvvet

  • Zayıf Nükleer Kuvvet
  • Kütleçekim Kuvveti Sabiti

  • Elektromanyetik Kuvvet Sabiti

  • Kozmolojik Sabit

  • Evrenin Genişleme Oranı

  • Galaksiler ve Yıldızlar Arasındaki Ortalama Mesafe

  • Nötrinoların Kütlesi

  • Evrendeki Kütle Yoğunluğu

  • Galaksi Kümelerinin Yoğunluğu

  • Evrendeki Düzensizlik Seviyesi

  • Radyasyonun Başlangıçtaki Tekdüzeliği

  • Helyum, Karbon ve Oksijenin Nükleer Enerji Seviyeleri

  • Su Moleküllerinin Polaritesi

  • Işığın Hızı

  • Elektromanyetik Kuvvetin, Kütleçekim Kuvvete Oranı

  • Proton Sayısının Elektron Sayısına Oranı

  • Proton Sayısının Elektron Sayısına Oranı

  • Egzotik Madde Kütlesinin Sıradan Madde Kütlesine Oranı

  • Egzotik Madde Kütlesinin Sıradan Madde Kütlesine Oranı

  • Süpernova Püskürmeleri

  • Çift Beyaz Cüce Sistemleri

  • Büyük Patlama Dalgaları

  • Spektrum Çizgilerindeki Hassas Ayar

  • Spektrum Çizgilerindeki Hassas Ayar

  • Protonların Bozulma Oranı

  • Protonların Bozulma Oranı

  • Göreceli Dilatasyon Faktörünün Boyutu

  • Heisenberg Belirsizlik İlkesinde Belirsizlik Büyüklüğü

Diğer Görüşlere Cevaplar

Çoklu Evren! Çoklu Evren!

“Yalnız şimdi ortaya bir kısır-döngü çıkıyor, bu fiziksel sabitler olmasaydı biz olmazdık, eğer biz olmasaydık da bu fiziksel sabitler elbetteki saptanamazdı” diyorsanız size matematik derslerinizi hatırlatmam gerekecek.

Burada bahsedilen değerler evrenimizin oluşumda önemli rol oynamış, eğer bir tanesi bile farklı olsa 13,8 milyar yıl yaşayamayacak bir evrenden bahsediyoruz. Yani eğer bu görüşteyseniz evrenimizin daha önce 10640 kere (10’un yanında 640 adet sıfır var) oluşmaya çalıştığını fakat yanlış değerler olduğu için başarısız olduğunu söylüyor olmalısınız.

Elbette ki aynı zamanda bilinçsiz bir şekilde sürekli olarak çalışan bir evren yapma makinesinden de bahsediyor olmalısınız.

Bu sürekli evren yapmayı deneyen “şey”, ilk denemede 1. maddeyi tutturana kadar 10120 kez deneme yapmış bu evrenler oluşamamış ama 10120. denemede bunu bulmuştur fakat henüz olmadı 2. etapta hem 1. maddeyi hemde 2. maddeyi aynı denemede, peşpeşe bulmak zorundadır. Ya da direk söyleyeyim tüm bu 29. maddeyi peşpeşe bulmak zorundadır ki evrenimiz oluşsun ve biz yaşam sahnesine çıkalım. Bu arada şunu da söylemem lazım ki bu “şey” bilinçsiz olmalıdır, çünkü bilinçli olursa zaten Yüce Allah’ı buldunuz demektir. Peki bilinçsiz olan bu “şey” 10640 kez denemiş olsa da her sefer doğru değeri bulduğuna nasıl karar verecek ki bir diğer hassas ayarı denemeye başlayacak.

Evrenimiz zamandan ve mekandan bağımsız, tüm ilimleri kendisinde barındıran Yüce Allah tarafından içinde bizim yaşamımızın oluşabileceği şekilde ince ayarlarla yoktan yaratılmıştır.

Farklı Evren ?

Bir de farklı evrenlerde farklı hassas ayarlarla oluşmuş canlılar olabileceği fikri var ki bana daha çok Uzay Yolu filmini hatırlatıyor. Hiç bir bilimsel temele veya gözleme dayanmayan, sadece saptanan bir kaç düzensizliğin maksatlı bir şekilde farklı yorumlanmasından türetilmiş bir tez.

Sürekli Evren…

Bu görüşe göre 13,8 milyar yıldır ivmesini artırarak genişlemekte olan evrenimiz bir zaman sonra ilk baştaki haline yani 2 atom altı parçacık olana kadar içeri çökecek ve bu süreç büyük patlama, büyük çöküş şekilde sürekli devam edecektir. Elbette her sefer yukarıda bahsettiğimiz değerlerin bulunması şart yoksa yeni oluşacak olan evrenin ömrü kısa olabilir, bu bulmakta 10640 deneme gerektiriyor, epeyce zamana ihtiyaç olacak sanırım.

Eğer 1929 ‘da Hubble tarafından evrenin genişlediği bulunmasaydı, hatta 1998 yılında evrenin hızlanarak genişlediği bulunmasaydı bu teoride belki seçeneklerden biri olabilirdi fakat bilimsel gözlemler neticesinde artık biliyoruz ki evrenimiz her 44 milyon yılda hızını %1 artırarak genişlemektedir.

Farklı Hassas Ayarlar ile Evrenin Oluşması

Yukarıda bahsettiğimiz kuvvetlerin uygulanmasında ki oranlar veya evrenimizde ki maddelerin oranları biri diğerini etkilediği için oluşmamıştır, oluşamaz. Bunlardan bir tanesi değiştirilince diğer ayarlamalarında yaşamı oluşturacak şekilde değişiklik göstereceğine dair bilgisayar simulasyonları yapıldığını duydum. Açıkcası henüz araştırmadım, araştırmaya ihtiyaç duymuyorum ama sizler için öğrenip buraya yazmaya çalışacağım.